Anasayfa arrow Türk ve Osmanl? Sanatlar?
Türk ve Osmanl? Sanatlar? PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 24 Ekim 2007

OSMANLI KLAS?K M?MAR?S?N?N ÖZELL?KLER?

1.Klasik Anlay??

?stanbul’un fethinin gerçekle?ip Osmanl?’y? do?u ve bat?n?n birle?ti?i noktaya kadar geni?letmesiyle devlet yönetiminde do?u ve bat?y? kucaklamak isteyen bir politika önem kazand?.Bu yenile?me aray??? kültür-sanatta da de?i?ikliklere yol açt?.Do?ulu kaynaklar?n yan? s?ra bat?l? kaynaklardan da-yaln?z burada bat? olarak kastedilen Bizans’t?r;Avrupa de?il-beslenmeye ba?land?.Bu durumun ilk örne?ini ,Selimiye Camii’nin yap?l???na kadar a??lamayacak bir ?aheser olarak kabul edilen Ayasofya Kilisesi’nin incelenmesi olu?turur. Bu inceleme
gerek estetik gerek teknik aç?dan Osmanl? kubbe mimarisinin geli?imini h?zland?rm??t?r.
Birçoklar? taraf?ndan 16.yy. Osmanl?’n?n en parlak dönemi kabul edilir.Siyasi alandaki getirileri aç?s?ndan bu yarg?n?n ne derece do?ru oldu?u tart???labilir;fakat sanatsal aç?dan özgün Osmanl? Mimarisinin en olgun devrini 16.yy. de ya?am?? oldu?u su götürmez bir gerçektir.Bu durumun temel sebepleri ?öyle s?ralanabilir:
a-S?n?rlar?n büyük bir h?zla geni?lemesine paralel olarak imar faaliyetleri h?z kazand? böylece mimaride büyük geli?im ya?and?.
b-16.yy.da ça??n? en büyük güçlerinden biri haline gelen Osmanl? buna paralel olarak kültürel alanda da en olgun devrini ya?ad?.Kendisinden önceki kültürleri sentezlemeyi tamamlayarak kendi kültürünü olu?turdu.
c-Devletin ekonomik aç?dan oldukça güçlü olmas?yla sanatsal çal??malar desteklendi.Büyük binalar?n yap?lmas? mimariyi geli?mesi için hem zorlad? hem te?vik etti.
d-Özellikle mimari alanda bir birini izleyen an?tsal nitelikli yap?lar gözden geçirildi?inde bu dönem deki sanatsal üslupta sultan?n ne kadar etkili oldu?u ortaya ç?kar.Sultanlar Osmanl? Devletinin büyüklü?üne uygun,onu mimari alanda simgele?tirecek özelliklere sahip eserlerin yap?lmas?na ön ayak oldular.Bu simgesel eserlerle sultanlar tanr?ya ba?l?l?klar?n? bildirirken bir yandan kendi varl?klar?n? duyuruyorlard?(bu durumun kan?t? kamusal i?levi olmas?na ra?men külliyelerin onu yapt?ran sultan?n varl???yla özde?le?mesi,bu yap?lar?n o sultan?n ad?n? ta??mas?d?r).Bu soylu ve yüce amaca uygun olarak mimari de ?aheserler yaratmal?yd?. Dönemin ileri gelenlerinin de hünkar?n yolunu izlemesi mimarinin geli?imini h?zland?rd?. Klasik estetik doruk noktas?na ula?t?.
Klasik Osmanl? Mimarisi gündelik hayat?n gereksinimlerini kar??layacak yap?larda ifadesini bulur.Yani di?er bir de?i?le klasik anlay?? de?i?en ça?la beraber de?i?en gündelik ya?am?n ihtiyaçlar?n? erken dönem sanat?n?n kar??layamamas? üzerine ortaya ç?km??t?r.Bu özelli?inden dolay? klasik Osmanl? mimarisinde yap?n?n en önemli özelli?i i?levselli?idir. Mimar?n amac? ise i?levselli?i kapatmayacak ölçüde sanatsal yönü de olan yap?lar ortaya koyabilmektir.Böylece Klasik Dönem yap?lar?nda abart?dan uzak duruldu,sade ve dengeli kompozisyonlar olu?turulmaya çal???ld?.
15.yy.dan 16.yy.a kadar uzan dönemde (mimari halk?n ihtiyaçlar?na yan?t veren bir araç olarak ele al?nmas? ve özel mülkiyet kavram?n?n var olmamas? nedeniyle)
kamusal yap?lar ön plana ç?kt?.Bulundu?u yerde ,halk?n tüm gereksinimlerine yan?t verecek bir yap?lar toplulu?u olan külliyelerin in?as? h?z kazand?.Böylece hem kentle?me kontrol alt?na al?nm?? oluyor hem de devlet sosyal yükümlüklerini bir kerede yerine getirmi? oluyordu. Ayr?ca bu yap?lar vak?flar aray?c?l??? ile yönetildi?inden hem devlete yük olmuyor hem de yap?y? yapt?ran bina üzerinde bir hak iddia edemiyordu. Böylece de binalar tamamen halk?n kullan?m?na aç?k oluyordu.

2.Klasik Mimarinin Tarihsel Geli?imi
Osmanl? Mimarisi bir çok alanda mirasç?s? oldu?u Selçuklular’ dan mimari alanda ayr?l?r.Osmanl?lar ve aras?nda görülen en büyük fark Selçuklular’?n süslemeyi yani biçimselli?i Osmanl?lar’ ?nsa mekan kullan?m? yani i?levselli?i ön plana ç?karm?? olmas?d?r.Ayr?ca Osmanl?lar’ da dini mimariye daha çok önem verildi?i görülür.Bu farkl?l?klar?na kar??n Osmanl?lar özellikle erken dönemde Selçuklu sanat?ndan etkilenmi?lerdir.Örne?in Osmanl?lar Selçuklu bezemelerini kullanm??lar fakat onlar? biraz sadele?tirmi?lerdir.
Erken Dönem Mimarisi:
·Bursa okulunun tek kubbeli yap?lar?yla ba?lay?p Edirne okulunun çift yada çok kubbeli yap?lar?yla devam eden bir dönemdir.Bursa okulunun etkisinin daha bask?n oldu?u görülür.
·Bu dönem mimarlar?n?n temel aray??? ayd?nl?k ve ferah mekanlar yaratmakt?r.
·Topkap? saray?,Çinili Kö?k,?lk Fatih Camii bu dönem mimarisinin en iyi örnekleridir.
·Devrin sonunda in?a edilen Üç?erefeli Camii plan? aç?s?ndan Osmanl? Klasik Mimarisine ilk ad?m say?l?r:?ç avlulu plan tasar?m? ve ana kubbe anlay???n?n olu?turulmas? Klasik Anlay???n geli?inin i?aretleridir.
Klasik Dönem
15-16.yy.:
·Bu dönem Osmanl? mimarlar? camii mimarisinin özelliklerini belirlemeye çal??t?lar.Ayr?ca merkezi plan sorunun nas?l çözülece?i sorusuna yan?t arad?lar.
·Bu dönem mimarlar?n?n ba? amac? her yönden ve herkes taraf?ndan görülebilecek kadar yüksek ve heybetli yap?lar yaratmakt?.
·Bu Dönemcamilerinde kubbeli ve yan kubbeli bir örtü sistemi kullan?ld?.Bu tavan dörtlü filayak sistemi ile dengelendi.Yukar?dan a?a?? geni?leyen bir kütle kompozisyonu (prizma biçimli yap?larla hiyerar?ik ,basamakl? bir görünüm) tasarland?.Ana kütle ve kubbe aras?nda daha uyumlu bir geçi? yapabilmek için kubbe kasna?? s?n?rl? yükseklikte tutuldu:Bu dönem yap?lar?nda kullan?la kubbeler tam yar? küre ?eklinde de?ildi.(Selatin camilerde) Minare say?s?ysa iki veya dörttü.
·Bu dönemde kullan?lan yap? malzemeleri küfeki ta?? ve mermerdi.
16-17.yy.(Sinan Dönemi)
·?mparatorlu?un ekonomik alandaki refah?n? yans?tan büyük boyutlu eserler yap?ld?.
·?ehircilik çal??malar? önem kazand?.
·Mimari elemanlar?n ölçüleri ve kompozisyonlar? yeniden düzenlendi.:Ana kubbe geni?letildi;yan mekanlar kullan??l? hale getirildi;filayak say?s? alt? ve sekize ç?kar?ld?.
·Yap? malzemelerinde yal?nl?k ön plana ç?kt?.Ayr?ca renkli ta?lar da yap?larda kullan?lmaya ba?land?.
·17.yy. da ,16.yy.?n etkileri görüldü.Bat? etkisi henüz kuvvetli olmad???ndan bu dönemde Osmanl? kendi kaynaklar? aç?s?ndan k?s?rla?mam??t?,hala özgün eserler verebiliyordu..Fakat Osmanl?’n?n duraklama dönemine giri?i,iç kar???kl?klar,ekonomik s?k?nt?lar mimaride büyük at?l?mlar gerçekle?tirecek büyük boyutlu yap?lar?n in?as?n? engelledi.Bu nedenle bu dönemde ?mparatorlu?un büyüklü?ünün an?s?n? ya?atacak eserlerle yetinildi. Özetle mimari de devletle birlikte duraklama dönemine girdi.

Bat?l?la?ma Dönemi
18.yy(Lale Devri):
·18.yy.da Lale Devri ile Osmanl? mimarisinde önemli de?i?iklikler ya?and?.Bat?l? ya?am tarz?n?n benimsenmesiyle mimaride de bat? etkisi hissedilmeye ba?land?.Bat?l? üsluplar tercih edilmeye ba?land?.Bunun sonucunda Klasik Osmanl? mimarisinin etki alan? darald?,bir süre sonra da klasik anlat?? yerin tamamen bat?l? üsluplara b?rakt?.
·Sadrazam Nev?ehirli Damat ?brahim Pa?a özellikle Paris ve Viyana’dan getirtti?i projelerle ?stanbul’un imar?na el att?:Haliç ve Ka??thane Dersi gezinti yerleri haline getirildi.Ka??thane’de padi?ah için Sadabad Kasr? in?a edildi ve etraf? lale bahçeleriyle bezendi.Bat?l? tarzdaki binalar?n yöneticiler taraf?ndan da benimsenmesiyle varl?kl? kesimler aras?nda lale yeti?tirme ve kö?k yapt?rma modas? ba?lad?.Böylece deniz kenar?ndaki semtler moda oldu:Üsküdar,Beylerbeyi, Bebek,F?nd?kl?, Alibeyköy , ve Topkap?...
·Kö?k modas? cami mimarisinde de etkili oldu :”Yal? camii”denen deniz k?y?s? camileri yap?lmaya ba?land?.
19.yy(Tanzimat Dönemi):
·Tanzimat ile birlikte bat?l?la?ma hareketleri daha da h?zland?.Tamamen barok ,rokoko,neogotik ve amper üsluplar? etkin oldu.
·?ehir yeni alanlara do?ru geni?lemeye ba?lad?.Bo?aziçi ve Sar?yer’e iskan artt?.Ayr?ca alt yap? ve kent hizmetleri geli?ti:Haliç’e köprü kuruldu;tünel(metro),atl? tramvay,?irket-i Hayriye(deniz ta??mac?l??? yapan bir ?irket) aç?ld?.Külliyelerden ba??ms?z ilk hastane (Vak?f Gureba Hastanesi) hizmet vermeye ba?lad?.
·Bat?l? ya?am tarz?n?n orta kesimler taraf?ndan da benimsenmesiyle lüks tüketim artt?.Mobilyalar evlere girdi ve böylece binalar buna uygun yap?lmaya ba?land?.Ayn? zamanda yazl?k ve k??l?k adeti ba?lad? ve bu nedenle ev fiyatlar? artt?..Suriçi ve Beyo?lu k??l?k ,Bo?az ,Kad?köy ve Adalar ise en gözde yazl?k semtler aras?ndayd?.Kentin yerle?im dokusu de?i?mi?ti.
·Mimari kamusal alanda hizmet vermeyi b?rak?p bireye hizmet etmeye ba?lad?.
·Bu dönemin en önemli camileri Nuruosmaniye Camii,Dolmabahçe Camii,Aksaray Valide Camii ve Nusretiye Camiidir.

Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z

GEÇ DÖNEM KLAS?K OSMANLI M?MAR?S?

Mimar Sinan’?n ölümü ile Osmanl? mimarisinde “Klasik Dönem” diye adland?r?lan ça? kapanm??, ama bu büyük ustan?n etkileri uzun süre devam etmi?tir. Bu etki, özellikle cami planlar?nda çok güçlü ve kal?c? olmu?tur. Mimar Sinan’?n ?ehzade Camii’nde geli?tirdi?i dört yar?m kubbeli sistem, birçok yap?da yinelenmi?tir. Bunlar aras?nda en önemli olan? Sultan Ahmet Camii’dir. I. Sultan Ahmed’in mimar Sedefkar Mehmed A?a’ya yapt?rd??? bu külliye, Sinan’? izleyen, onun ekolünü sürdüren yap?lar aras?nda en tan?nm?? örnektir denilebilir. Külliyenin merkezini olu?turan cami, dört yar?m kubbeli plan ?emas?n?n ba?ar?l? uygulamalar?ndan biridir. Yap?n?n öteki camilerden ayr?lan yönü ise avlunun dört kö?esinde ve caminin iki yan?nda birer olmak üzere alt? minareye sahip olu?udur. Caminin avlusu da ortas?ndaki ?ad?rvan? ve çepeçevre revaklar?yla klasik dönemdekilere benzer. Ancak ayr?nt?larda baz? farklar vard?r. 17. yüzy?l?n ilk y?llar?na ait olan bu yap?da dikey hatlar?n ön plana geçmeye ba?lad?klar? görülür. Süslemede klasik motifler ele al?nm??, ancak kompozisyon anlay???nda baz? küçük farklar belirmi?tir. Caminin iç mekan? ayd?nl?k ve feraht?r. Kubbenin çok iri payelere oturtulmu? olmas? mekan bütünlü?ünü az da olsa zedelemektedir. Ama bu durum, ayn? tipteki yap?lar?n ortak bir özelli?idir.Sultan Ahmed Camii çinileri aç?s?ndan da oldukça zengindir. Çinilerin tümü galeri biçimindeki üst mahfilin duvarlar?n? kaplamaktad?r. 16. yüzy?ldaki örneklere göre daha de?i?ik renkler görülür. K?rm?z?lar kiremit rengine dönü?mü?, s?rlar maviye çalmaya ba?lam??t?r. Kompozisyonlarda ise servi, bahar açm?? a?aç motifleri büyük panolar halindedir. Ayr?ca, sonsuz düzende tekrarlanan motiflerin yer ald??? bitkisel süsleme görülür. Natüralist üslupta çiçekler aras?nda lale, karanfil, sümbül ve gül ön plandad?r. Kap? ve pencerelerde ise yüksek kaliteli a?aç i?çili?i kar??m?za ç?kar. Bunlarda özellikle sedef ve fildi?i kakmalara yer verilmi?tir.Yap?n?n hemen yan?ndaki hünkar mahfili bugün Hal? Müzesi olarak kullan?lmaktad?r. Caminin yak?n?nda bulunan Sultan I. Ahmed’in Türbesi ise kare planl? oldukça büyük bir yap?d?r. Çinileri ve alç? üzerine yap?lan “Malakâri” denilen süslemelerinin yan?nda sedefli kap?s? da dikkati çeker.Yap?m?na 1603 y?l?nda ba?lan?p 1663’te bitirilen Eminönü’ndeki Yeni Cami, Osmanl? mimarisinin en uzun sürede tamamlanan camisidir. Bu cami de dört yar?m kubbeli tipin bir örne?idir. Bugün M?s?r Çar??s? ad?yla tan?nan arasta asl?nda Yeni Valide Camii Külliyesi’nin bir parças?d?r. Bir yolla ayr?lm?? oldu?u için ilgi kurmak biraz güçtür ama Turhan Valide Sultan Türbesi de külliyeye aittir. Caminin yan?nda ise belki de Osmanl? hünkar mahfillerinin en görkemlisi yer al?r. Ba?l?ba??na bir mimari yap?t olan bu mahfil, çini ve sedef süslemeleri bak?m?ndan da önemli örneklere sahiptir. Yeni Camii’nin içi Sultan Ahmet Camii ile ayn? planda olmas?na ra?men bir hayli lo?tur. Klasik döneme oranla dikey hatlar art?k geli?meye ba?lam??t?r. Yap?n?n, özellikle de hünkar mahfilinin çinileri, 17. yüzy?l?n ilk yar?s?na ait en zengin koleksiyonlardan biridir. Bu çinilerde mavi renkler egemendir. Kompozisyon bak?m?ndan çok zengin örnekler olmakla birlikte teknik aç?dan bir gerileme söz konusudur.Klasik dönemde, “Külliye” olarak adland?r?lan yap?lar toplulu?unun merkezini cami olu?turmaktayd?. 17. yüzy?lda ise merkezde cami yerine medresenin yer ald??? bir dizi külliye kar??m?za ç?kar. Bunlar, sultanlar?n de?il de devlet ileri gelenleri ve vezirlerin yapt?rm?? oldu?u örneklerdir. Bu tipteki külliyelerden biri de 1683-1690 y?llar? aras?nda yap?lm?? olan Divanyolu’ndaki Merzifonlu Kara Mustafa Pa?a Külliyesi’dir.18. yüzy?l, Osmanl? sanat?na Bat? etkilerinin girdi?i, ba?ka bir deyi?le Bat?l?la?man?n ba?lad??? dönemdir. Bu dönemde özellikle süslemede Barok, Rokoko gibi Bat? kaynakl? üsluplar görülür. Ama bu üsluplar?n Osmanl? sanat?ndaki uygulamas?nda geleneksel Türk motifleri ve yap? tiplerinden vazgeçilmemi?tir.Bu dönemde çe?me ve sebiller birden önem kazanm??t?r. Topkap? Saray? yak?n?ndaki III. Ahmet Çe?mesi, bu yüzy?l?n ba??na ait tipik bir örnektir. Çe?me ve sebil i?levlerini birlikte gören bu yap?da, Barok üslupta ta? süslemelerin yan? s?ra 18. yüzy?l çinilerinden örnekler de vard?r. Bu çiniler, Tekfur Saray? atölyelerinde Türk çinicili?ini canland?rma denemeleri olarak yap?lm??t?r. Ta? süslemede ise akantus k?vr?mlar? ve çiçekli panolar, Barok üslubun k?vr?k hatlar?n? ve güçlü gölge-???k etkisini zengin bir biçimde yans?t?rlar.18. yüzy?l?n ilk yar?s?nda Sultan I. Mahmud taraf?ndan yapt?r?lan Tophane Çe?mesi’nde de plastik görüntü veren zengin ta? süsleme vard?r. Mimari neredeyse ikinci plana itilmi?tir. Ta? süslemede saks? içinde meyva a?açlar?, vazoda çiçekler zengin bir görüntü sunarlar. Bunlar?n yan? s?ra palmet ve rumi benzeri motiflere de rastlan?r. Ancak, art?k klasik dönemin çizgicili?inden eser kalmam??t?r.Klasik Osmanl? mimarisindeki plan tiplerinin uygulanmas?na 18. yüzy?lda da devam edilmi?tir. 1734’te tamamlanan ?stanbul’daki Hekimo?lu Ali Pa?a Camii, böyle bir örnektir. Bu yap?da da alt? dayanakl? plan ?emas? ele al?nm??t?r. Plan?n klasik döneme dayanmas?na kar??l?k, üst yap?da ve süslemede farkl? bir dönemin özellikleri görülür. Yap?n?n yüksekli?i artm??, mimariye de?i?ik oranlar girmi?tir. Bu arada klasik motifler de yeni bir anlay??la ele al?nm??t?r. Mekan içeriden de hayli yükselmi?, böylece ayd?nl?k bir ortam yarat?lm??t?r. ?ç süslemede Tekfur Saray? atölyelerinde yap?lan çiniler kar??m?za ç?kar. S?rlar?n mavimt?rak bir renk almas?, sar?n?n fazlaca kullan?l??? bu çinilerin önemli özelliklerindendir.Nur-u Osmaniye Camii ise mimaride Bat?l? üsluplar?n belirginle?ti?i bir yap?d?r. Bu durum, daha plan?nda dikkati çeker. Barok üslubun en belirgin özelliklerinden biri olan oval formlar Türk mimarisinde pek kullan?lmam??t?r. Ancak bu yap?da avlunun oval olu?u ile plana Barok bir nitelik kazand?r?lm??t?r. Barok özellikler yap?n?n d???nda da kendini gösterir. K?vr?k yuvarlak kemerler, oval pencereler, “S” biçimindeki payandalar bu türden ayr?nt?lard?r. Zaten bu üslup, Türk sanat?nda kendini daha çok ayr?nt?larda hissettirmi?tir. Oval plan, yap?n?n iç avlusunda da ilginç bir biçimde uygulanm??t?r. Üslup de?i?imlerinden en kolay etkilenen elemanlar olan sütun ba?l?klar? ve kemerler, do?al olarak bu yeni üslubun özelliklerini ta??maktad?rlar. Bu üslup de?i?iminden yap?n?n portali de etkilenmi?tir. Ana hatlar?yla klasik portalleri and?rmakla birlikte mukarnas?n yerini alm?? olan Barok k?vr?ml? kavsara dolgusu, adeta “Türk Baro?u”nun simgesidir. Caminin yan?nda hünkar mahfili, kitapl?k gibi ek yap?lar da vard?r. Yap?, çevresindeki d?? avlu ile de Kapal?çar??’n?n hareketli görünümünden yal?t?lmaya çal???lm??t?r.Üsküdar’daki 1760 tarihli Ayazma Camii’nde de Barok özellikleri mimariden çok ayr?nt?larda kar??m?za ç?kar. Yüksekçe bir yerdeki camiye daire planl? merdivenlerle ç?k?l?r. Bu, plana yans?yan tek Barok özelliktir denilebilir. Yap?n?n yal?n d?? süslemesinde en çok dikkati çeken ayr?nt?, cephelerdeki kabartmalard?r. Bu kabartmalarda aleme benzer biçimler bulunmaktad?r. Caminin içinde ise minber ve vaaz kürsüsü hemen dikkati çeker. Biçim bak?m?ndan klasik dönemdeki örneklere benzeyen minberin süslemesi ise çok de?i?ik bir üsluptad?r. Eski örneklerde görülen geometrik süslemelerin yerini, burada Barok k?vr?mlar alm??t?r. Yeni üslubun bir minber kompozisyonunda bile ana formda de?il de ayr?nt?da yer ald??? görülür.1763 gibi hayli ilerlemi? bir tarihte yap?lm?? olmas?na ra?men Laleli Camii’ndeki Barok üslubun çok çarp?c? olmad??? söylenebilir. Bu yap?da da kubbenin sekiz dayana?a oturdu?u klasik ?ema yinelenmi?tir. Barok özellikler k?vr?k hatlar, dalgal? yuvarlak kemerler, pencereler gibi ayr?nt?larda kar??m?za ç?kar. Barok üslubun bu yap?daki etkileri, özellikle kubbeyi destekleyen “S” biçimindeki payandalarda görülür. Yoldan bir hayli yüksek konumdaki Laleli Camii’nin alt?nda büyük bir arasta yer al?r. Buras? günümüzde de çar?? olarak kullan?lmaktad?r. Bu özelli?iyle yap?, “Fevkani” olarak adland?r?lan yükseltilmi? camilerin bir örne?i durumundad?r.1778 tarihli Beylerbeyi Camii ise ah?ap kubbelidir. Yap? 1983 y?l?nda bir yang?n geçirmi? ama daha sonra onar?lm??t?r. Bu yap?da da özellikle ayr?nt?larda Bat?l? üsluplar?n etkileri görülür. Yang?ndan hasar görmü? olmas?na ra?men, caminin fildi?i ve sedef kakmal? ah?ap minberi dikkate de?er bir yap?tt?r. Çünkü erken Osmanl? döneminden sonra minber yap?m?nda ah?aptan vazgeçilmi? ve mermer tercih edilmi?tir. Beylerbeyi Camii’nin minberi, geç dönemdeki nadir ah?ap örneklerden biridir.Barok üslubun egemen oldu?u dönemde yeni bir külliye biçimi de ortaya ç?km??t?r. Bir türbe sebilden olu?an bu külliyelere tipik bir örnek, Fatih’deki Nak??dil Sultan Türbesi ve Sebili’dir. 1818 tarihli bu yap?tta Barok ve Rokoko üsluplar bir arada görülür. Duvarlar düzlemsi niteliklerini yitirerek, içbükey ve d??bükey yüzeyler halini alm??lard?r.19. yüzy?l ba?lar?nda ise bir üslup karma?as? kar??m?za ç?kar. Bu dönemde Ampir, Barok, Rokoko ve klasik Osmanl? üsluplar?n?n hepsinin bir arada kullan?ld??? yap?lar bile vard?r.Tophane’deki Nusretiye Camii’nde ise Ampir üslup a??r basmaktad?r. Ampir, sözcük olarak “?mparatorluk Üslubu” anlam?na gelir. Esinini Yunan ve Roma gibi klasik üsluplardan alan bu anlay??, eski M?s?r biçimlerinden de etkilenmi?tir. Napoleone Bonaparte zaman?nda ortaya ç?kan bu üslubu daha sonra Osmanl?lar da benimsemi?tir. Nusretiye Camii’nde Ampir üslubun yan? s?ra Barok üslup da görülmektedir. Perde motifleriyle süslü korkuluk levhalar? ve so?an biçiminde kaideye sahip minarede Barok üslup egemendir. Nusretiye Camii’nde oranlar da de?i?mi?tir. Ana kitle ve kubbenin çok yüksek olmas?ndan dolay? minareler ince ve uzundur. Yap?da bu dönem camilerinin ortak özelli?i olan ferah ve çok ayd?nl?k bir mekan yarat?lm??t?r. ?ç süslemesinde ise mihrap ve minberin yan? s?ra kubbe ete?ini çevreleyen yaz? ku?a?? da dikkati çeker.Sultan I?. Mahmud’un bulundu?u semte de ad?n? veren türbesi, Ampir üslubun ?stanbul’daki en tipik örne?idir. 1840 tarihli türbe, bu özelli?inin yan? s?ra sekizgen plan? ve kubbe ile örtülü olmas?yla klasik Osmanl? türbe ?emas?na da ba?l?d?r. Bu yap?da ayr?nt?larda kar??m?za ç?kan ve bir çe?it Bat? Neo-Klasi?i olarak da adland?r?lan Ampir üslup, ülkemize Bat?’daki biçimiyle yans?m??t?r. Türbenin cephesindeki palmet dizisi ise Yunan-Roma sanat?n? yeniden canland?rmak iste?i ile kullan?lm?? motifler olarak sanat?m?za girmi?tir.19. yüzy?l ortalar?ndaki Osmanl? cami mimarisinin durumunu aç?kça gösteren Ortaköy Camii ise ilginç bir örnektir. Tek kubbeli yap?, a??r? ölçüde saydam bir nitelik kazanm??t?r. Duvar yüzeyleri parçalanm??, adeta yok olmu?tur. Yap?n?n d???nda da düzlem olarak nitelenebilecek bir bölüm kalmam??t?r. Bu nedenle de caminin içi çok ayd?nl?kt?r. Yap? adeta deniz manzaral? bir saray pavyonu gibidir. Renkli ta? minber dönemin karakteristik formunu ta??maktad?r. Kubbe içinde ise, havali bir mimari görünüm veren renkli nak??larla güçlü bir derinlik izlenimi yarat?lm??t?r.Ortaköy Camii ile ayn? y?llara ait olan 1853 tarihli Dolmabahçe Camii ise daha a??rba?l? bir görünü?tedir. Bat? sanat?n?n klasik motifleri, bu yap?da da kar??m?za ç?kar. Ampir üslubun egemen oldu?u bu camide çok ayd?nl?k ve d??ar?ya aç?k bir mekan yarat?lm??t?r. ?ç mekan?n insana ferahl?k veren bir görüntüsü vard?r. Caminin minberinde kakma tekni?inde renkli mermer süsleme bu dönem için karakteristik bir durumdur. Yap?n?n minaresi de antik sanattan al?nm?? bir eleman gibidir. Bu minare adeta ba?l???yla birlikte kullan?lm?? bir korint sütununu and?rmaktad?r.Bu tarihlerden sonra Osmanl? sanat?nda bir “kendine dönü? denemeleri” dizisi izlenebilir. Bat? Neo-Klasi?i yerine Türk Neo-Klasi?i uygulanmaya çal???lm??t?r. Ama bunun ne dereceye kadar ba?ar?l? oldu?u tart???labilir. ?stanbul Aksaray’daki 1871 tarihli Valde Camii bu ak?m?n öncülerinden biridir. Bu yap?da birçok üslup bir aradad?r. Özellikle d?? süslemede Bat? sanat?n?n Gotik üslubundan, Kuzey Afrika’n?n Ma?rip üslubuna kadar akla gelebilecek hemen her türden ayr?nt? göze çarpmaktad?r. Ancak buradaki sivri ya da atnal? kemerler, uzak ülkelerin sanat?n?n bir kopyas? olarak de?il de, olas?l?kla iyi anla??lamam?? bir ?slam sanat? Neo-Klasik denemesi biçiminde ortaya ç?km??t?r. Yap?da pek iyi ara?t?r?lmadan denenmi? rumili süslemelerin varl???, bunu dü?ündürmektedir.Bu ilk denemelerden sonra Türk Neo-Klasik üslubu daha bilinçli bir biçimde yarat?lmaya çal???lm??t?r. Ancak oranlar?n farkl?l???, kemer ve benzeri yap? elemanlar?yla süsleme motiflerinin tam anla??lamamas?, ortaya yanl?? uygulamalar?n ç?kmas?na neden olmu?tur. Örne?in sivri kemerler, Gotik ya da atnal? biçimindeki Ma?rip kemerlerini and?rmaktad?r. Bu dönemin ba?ar?l? yap?lar? aras?nda, 20. yüzy?l?n ba?lar?nda mimar Kemalettin taraf?ndan yap?lan Bebek Camii say?labilir.Ulusal ak?m, yine ayn? mimar?n eseri olan Eyüp’teki Sultan V. Mehmed Re?ad Türbesi’nde de Osmanl? klasik döneminden al?nma motiflerle sürdürülmeye çal???lm??t?r. Bu dönemin birçok yap?s?nda oldu?u gibi burada da çini süslemeye a??rl?k verilmi?tir. Türbenin içini süsleyen Kütahya yap?m? çini panolar, eski örneklerdeki desenlerin kopyalar?d?r. Bu kopya etme o boyuttad?r ki, insan dikkatli bir çal??ma ile ele ald??? panonun hangi eski yap?daki, hangi çiniden al?nm?? oldu?unu kolayca anlayabilir. Bu tutum Cumhuriyet döneminde de sürmü?tür, ancak pek ba?ar?l? olunamam??t?r. Çünkü söz konusu olan yaratma de?il, eskinin bazen de pek iyi anla??lmadan yap?lm?? kopyas?d?r.Ulusal mimari ak?m?, Cumhuriyet döneminde de bir süre devam etmi? ve yerini uluslararas? betonarme mimariye b?rakm??t?r. Son y?llardaki klasik Türk mimarisi tarz?ndaki çal??malar ise daha çok sit ve çevre korumas? amac?yla yap?lmaktad?r.  

OSMANLI SU M?MAR?S? 

HAYAT için su kadar hiçbir maddenin lüzum ve ihtiyac? büyük olmam??t?r. Canl?n?n ya?amas?nda oldu?u kadar, onlar?n toplulu?unun geli?me ve tekâmülünde tesiri daima ilk plânda görülmü?, tarihin muhtelif devirlerinde ?ahs?n ve dolay?siyle toplulu?un menfaati bir su ba??n? tutabilmeyi, bir su ak?nt?s? kenar?nda bar?nmay? en büyük ihtiyaç olarak hissettirmi?ti. Bu umumî ihtiyaç, muayyen bir nokta etraf?nda, ?ah?slar?n birbirine yak?nl???n?, millî birliklerin do?ma ve inki?af?n? mucip olmu?tur. Münbit topraklar?, ye?il ve mahsuldar vadileri besleyen nehirlerin k?y?lar?nda, daima ilk kurun medeniyetlerinin parlak y?llar? geçmi?tir.

Sular?n zamanla, insan topluluklar?n?n artmas? derecesinde önemi de artm?? ve de?i?mi?tir. K?y?lar?nda gölgeli ye?illikler, geni? ekin tarlalar? yeti?tiren sular, yaln?z ekini ye?erten bir âmil olmakla kalmam??, ayr?ca muhtelif kavimlerin birbirleriyle temaslar?nda, mal al??veri?lerinde k?sa ve rahat bir yol olmu? ve bu suretle sivilizasyonlarm inti?ar?n?, birbiri ü-zerinde müessir olmas?n? da temin etmi?tir. Burada sular?n milletlerin hayat?nda oyn?yabilece?i rolleri çe?itlendirmeden kaç?narak suyun yaln?z susuzlu?u gideren ve dinî ihtiyaçlar? kar??l?yan bir madde olarak gözönüne al?nd??? devirleri hat?rlarsak onun bir «azîz» gibi takdis edildi?ini görürüz. Bir yere su getirmek, bir çe?me kurmak, do?uda ve bat?da bir sevab olmu?, bu yolda yap?lan tesisler o devirlerin en güzel ve zarif sanat âbidelerini te?kil etmi?tir. ?arkta, din suyu daha k?ymetlendiriyordu. Bilhassa as?rlarca islâm dinini himaye ve inti?ar?nda büyük fedakârl?k ve hizmetleri görülen Türklerde su tesisleri sanat ve mimarîlerinde çok önemli bir yer alm??t?r. Selçuk Sultanlar?ndan ve Anadolu Türk Beyleri nden günümüze kadar çok az? tamamen harap olmadan kalabilmi? üstü i?lemeli o zarif çe?meler, o güzel hamamlar bunlar?n birer uzak hât?-ras?d?r. Selçuk, ?ran, Bizans gibi civar hükümetlerin sanat ve mimarî görü?lerinin tesirine ra?men kendine has bir tarz, bir üslûp alm?? olan Osmanl? Türklerinin sanat ve mimarîsinde ise su tesislerinin de kendine mahsus ba?kal?klarla ortaya ç?kt??? görülür.

Fakat ?unu da i?aret etmek lâz?md?r ki, bugüne kadar Türk sanat?n?n etüdünde bilhassa, dini mimari konuyu te?kil etmi? ve bu yolda ecnebi bilginlerinde müteaddit k?ymetli e-serleri inti?ar etmi?tir.

Yap?n?n gördü?ü hizmete göre dinî, sivil ve askerî olarak üçe ayr?lan mimarîden Türk dini mimarîsi üzerindeki tetkiklerin zenginli?ine kar??l?k, sivil ve askerî mimarî ve bu arada çe?me, sebil ve saire gibi su tesislerine ait eserler, genel ve k?sa bir görü? çerçevesinde mahdut bir saha içinde kalm??t?r. Dinî mimarîde camilere ait bu etüdlerin mebzuliyetine ra?men, di?er mevzular?n nispe (...) i?in güçlü?ünden ziyade dokümanlar?n azl??? belki de âmil olmu?tur. Ayn? zamanda Türk mabedi erinin her birinin kendine mahsur ihti?aml? hususiyeti ve güzelli?i bolki de kendileri üzerinde daha fazla dikkati toplam??t?r. Hakikaten Osmanl? Türklerinin mabed mimarîsinin Selçuk ve Anadolu mimarîsi fevkine ç?kt??? ve bir devrede de dünya sanat ve yap? varl???na tefevvuk ederek Süleyma-niye, Selimiye, Sultanahmet vesairesi ile bir millet için yaln?z ebedî bir iftihar âbidesi de?il, o milletin medeniyet seviyesinde ne kadar yükselmi? oldu?unu gösteren âbideler halinde tecelli etti?i de görülür.

Türk sanat?n?n zamanla de?i?en Bursa, Klâsik, Teceddüt, Lâle ve nihayet Barok, Ampir tarzlar?na ait empirmeler bütün bu eserler üzerinde de esasl? birer kaide olarak mü?ahede olunur.

Ayn? zamanda camiin yap?s?ndaki mimarî tarz?na bütün mü?temilât? ve bu arada su tesisleri de ayn? üslûba uyar.

Bu seyir üzerinden Bursa'da daha Sultan Orhan zaman?nda ba?layan dinî in?aat?n içinde yer alan su tesislerini Edirne'de daha ilerlemi? bir ?ekil ald???, ?stanbul'da ise büyük bir geli?meye u?rayarak âb?dele?ti?i görülür. Bütün bu sanat eserlerinin mermer cepheleri üzerinde Bursa devrinin, Klâsik devrin, yenilik Lâle devrinin, Barok ve Ampir devirlerinin ve nihayet Uyan?? devrinin sanatkâr?n?n a??r üslûbu, ayd?nl?klar?, çiçekleri, münhanileri, girift hatlar?, sadelikleri devirlerinin kendilerine has ihtisaslar? halinde bulmak kabildir.

Türklerde insan ?eklinin dinî telâkkiler dolay?siyle sanat eserleri ü-zerinde yer almamas?na kar??l?k, zarif k?vr?mlar?n, ince ve cazip ?ekilli çiçek ve yemi?lerin, çe?me, sebil ve ?ad?rvanlar?n mermerleri üzerinde güzel ?ekilleriyle yara?acaklar? en uygun sahay? bulduklar? görülür.

Türklerde bat?ya nazaran ayr? bir güzellik ve bilgide fevkalâde terakki ve inki?af göstermi? bu sanat?n, bu mimarînin su ?zgaralar?, su bendleri, havuzlar?, su terazileri, kemerleri, künkleri, sebilleri, ?ad?rvanlar?, çe?meleri ve dünya üzerinde ilk defa kurulmu? bütün bu tesislere bakan te?kilât ve kadrolar? ile Türk sanat?n?n sivil mimarî bahsinin içinde k?saca etüd edilmesini do?ru ve muvaf?k olarak görmüyoruz. Bu kadar geni?, bu kadar kendine has bir sanat inceli?i ve bilgisiyle temayüz ve ?ahsiyet kesbetmi? bu bahisleri "Türk Su Mimarîsi» nam? alt?nda, bütün de-taylariyle bir araya toplayarak ayr? bir ilim, b'r sians olarak mütalâa edilmesini temenni ediyoruz. Bu dü?üncelerimi Osmanl? Türklerinin kaç yüz y?l evvel ça?da? dünya milletlerine nazaran çok tekâmül ve terakki etmi? su mimarîsinden Türk sanat?n?n o zengin ve geni? ?apitrilerini «?stanbul Sular?» kitab?m da tebarüz ettirir.

Sultan Orhan Bursa'da dinî ve sosyal yap?lar?n? kurdururken ayn? zamanda, tepeleri sisli yemye?il vadilerden sular toplayarak künkler, galeriler içinde ?ehire getirerek çe?melerinden ak?tt?rm??t?. Osmanl? Türklerinin yeni yap?lar? kurduklar? devletin tazeli?i kadar bir yenilikle civar ?ehirlerin binalar?ndan ayr?ld??? gibi, su tesislerinde de de?i?iklikler görülüyordu.

Bunlar as?rlardan beri devam eden Selçuk Sultanlar?n?n revnakl? ve gelirli günlerinin süslü yap?lar? kar??s?nda vakur ve asil bir sadeli?in güzelli?i içinde âdeta sedef gibi parl?yordu. Sular ise bütün bu mermer tesisleri süslüyordu: II. Murat o güzel camisile beraber yan?nda «bah-çe-i-lâtijim» dedi?i büyük bir bahçe tanzim ettirmi?ti. Bu bahçenin geni? ye?illiklerle sayedar serinlikleri içinde sular? billûrla?an mermer güzel bir havuz bulunuyordu.

Suyu Osmanl? Türkleri mabedle-rinin içine de alm??lard?. I. Murat zaman?nda ba?lanm?? ve Y?ld?r?m devrinde tamamlanm?? Ulu Cami'nin kubbesi alt?ndaki büyük mermer havuz, kendini saran ulûhîyet havas? içinde günün lo? ayd?nl?klar?n?n sü-züntüsünde oymal? l'?.-.k-yelerinden dökülen sularla yapraklar? gecelerin nemile ?slanm?? iri beyaz bir çiçek gibi, nice yüzy?llardan beri durmaktad?r. I. Mehmed'in Ye?il Cami'sinde f?skiyeli mermer havuzun günün ayd?nl?klar?ndan içeri süzülen donuk akislerle koyu nefti gölgelerin titre?en hüznü içinde iri fakfur bir kâse gibi ?effafla??p esirle?ti?i görülür.

Muhitin tesiri alt?nda daha incelenen Marmaranm ziyadar parlak denizi sahillerinde daha sade bir güzellik ve incelik alan Türk sanatkâr?n?n âbideleri, civar?n ye?il ve ruhanî fanili?inde beyaz bir buhar bulutu içinde de?i?erek kö?eli bir billur gibi ?ekiller alm??t?r. ?klim, esen rüzgârlar, akan sular, parlak renkler, bu insanlar?n kurdu?u kubbeyi daha se-defle?tirmi? ta? ve mermere, çevresinde akan sular?n parlak keskin çizgilerini vermi?tir.

Bursa Osmanl? Türklerinin elinde çe?meleri, hamamlar?, kapl?calar? ile daha o zamanlar bir su ?ehri olmu?tu. ?ükrullah Bursa'y? o senelerde ?öyle över:

?u Bursa'n?n her ?eyi; suyu, ta??, topra??
Mis gibi bir sücüdür ve bulunmaz bir cevher.
?yilerin dura??, bilgi, alt?n, kayna??,
Yaln?zlar s???na??, Tanr?n?n bakt??? yer..

Bu arada civar?n gö?nü ve gözü dinlendiren bir deniz gibi engin ye?il vadileri ba?lar?n, bahçelerin her taraf?n? küme küme, y???n y???n a?açlar?n?n zümrütlü?ü, Türk sanatkâr?na kurdu?u din âbidelerinin içini atlas bir kuma? gibi kapl?yan ve hiçbir yerde bu kadar zarifi ve bu kadar nefisi görülemeyen yemye?il çiniler yaratt?rm??t?.

Edirne'nin Türklerin ba??ehri olmas?, Bursa'y? k?skand?ramad?. Meriç k?y?lar?, bahçeleri, camileri, saraylar?, hamamlar?, köprüleri ve su kuleleriyle ne olursa olsun, daima büyük bir serhad ?ehri olarak kald?. Hattâ Sinan'?n büyük ?aheserine kavu?tu?u günlerde bile yine bir serhad ?ehirli-?inden kurtulamad?. Balkanlar?n siyah çamlarla örtülü dar yollar?na dü?en, Tuna'n?n sazl?klar? aras?nda ak?p giden solgun sular?n?n uzak k?y?lar?nda çad?r kuran Türk bahad?rlar? için Edirne, camilerinin minareleri arkada b?rak?lan ufuk üzerinde kaybolan siluetleri ile, gurbet ba?lang?c? olarak kald?. Böyle olmakla beraber Edirne'nin de güzel y?llar? oldu.

Fakat ne yaz?k ki o Yeni Saray'dan, o Kum Kasr?'ndan, o Adalet Kasr?'ndan, o Cihannüma'smdan ?imdi art?k bir y???n ta?tan ba?ka bir hât?ra kalmad?.

Biz bunlar? burada unutarak, Osmanl? Türkleriyle gelip ?stanbul'un kap?lar?n? açaca??z: Bu aç?lan kap?n?n arkas?nda Bizans'?n duman ve toz tüten harabeleri üzerinde renkler, yald?zlar içinde, masallar?n bir ?ark ?ehrinin füsunlu, güne?li, parlak bir vadisinden camileri, saraylar?, konaklar?, çe?meleri, hamamlariyle büyük bir medeniyetin sabah?n?n do?u?unu seyredece?iz. Fatih'in ?stanbul'a getirdi?i bu yeni sivilizasyonda zamanla Bursa'n?n, Edirne'nin Türk sanat e-serlerini ?ehrin yedi tepesini mermer âbidelerle ?ahikaland?rd??? görülür.

Bütün bu âbidelerin serin avlular?nda, gölgeli namazgah ba?lar?nda, uzak hudutlara kadar uzanan tenha yollar üzerinde Türklerin derin tahayyüllerine uyarak iyilik seven kalplerinin tahassüslerinin bir eseri olarak bir çok su tesisleriyle güzel çe?meler bulunur.

?ehirlerin su ihtiyac? ekseriyetle ?ehir d??? dere vesaire gibi su ak?nt?lar?ndan temin edilmi?tir. ?stanbul civar?nda büyük bir nehrin mevcut olmay???, dolay?siyle suyunu bir tak?m derelerden temini dü?ünülmü?, Belgrat ormanlarmdaki küçük derecikler üzerine su ?zgara ve bend tesisleri yap?lm??t?r. Bu dereciklerden al?nacak su tabiatiyle en az kirlenen noktadan ve her mevsimde suyu nis-beten en az bulanan yerlerden intihap olunmu?tur. Su yoluna al?nmadan evvel, ya???l? mevsimlerde havi olabilece?i bir tak?m mevaddan da kurtar?lmas? dü?ünülmü?tür. Cins cins a?açlar?n bir y???n yüksek ye?illiklerin aras?ndan süzülerek do?an incecik derecikler, bilhassa ya?murlu mevsimlerde kabararak, doland?klar? zeminin üzerinden sürükledikleri dal k?r?nt?lar? ve a?aç parçalariyle toplama havuzlar?n?, ta? galerileri t?kamamalar? için bu sular?n ak?? yollar? ü-zerine ?zgaralar yap?l?rd?. Su ?zgaralar? mermerden veya demirden olurdu. Mermer ?zgaralar ekseriyetle düz parmakl?k ?eklinde veyahutta birbirine geçmi? halkalar halinde olarak bir mermer çerçeve içinde, dereciklerin etraf?na örülmü? duvarlar üzerine tutturulurdu. ?mparatorlu?un ilk su tesislerinde ve bilhassa ?stanbul'a büyük su hayrat? b?rakan III. Ahmed devrinde su in?aat? bu tarz mermer yap?lardan zengindir. Sonralar? ?zgaralarda mermerin yerini demir alm??t?r. Daha yüksek boyda pencere parmakl???n? and?ran ve k?smen içeriye do?ru k?vr?lan bu ?zgaralar bilhassa bend sular?n?n aç?k salma halindeki ak?nt?lar? üzerine konulmu?tur. Her iki nevi ?zgara tesislerine bendlere gelen dere ve katmalar üzerinde tesadüf edilir. III. Ahmed'in Cebeci köyü civar?nda yapt?rm?? oldu?u bend-lerin y?k?larak harap olmas?ndan sonra, buradan K?rkçe?meye kat?lan eski bend sular?n?n katma halinde a-k??lar? sebebiyle, demir ?zgara tertipleri yap?lm??t?r. Ekseriyetle ?zgara ile beraber bu dereciklerin sular?n? hem toplamak ve hem de aktarmak üzere ?zgara civar?nda bir de bend havuzu tesisi kurulurdu.

Bu ufak bendlerin duvarlar? bilâhare yap?lan tesislerde daha yükseltilmi? oldu?u görülür. Bizans zaman?nda ufak bir sarn?ç (su kö?kü) tertibinde olan yerde, Fatih II. Mehmed zaman?nda temeli kurulan, ve III. Ahmed zaman?nda y?k?larak harap olmas?ndan dolay? tekrar gö?üsleme duvar? yükseltilen Büyükbend ilk Türk baraj? olarak gösterilebilir. Bu mahallin kuzeyinde II. Osman devrinden kalma di?er bir bend mevcut oldu?u gibi, sonraki Osmanl? hükümdarlar? taraf?ndan ba??ehrin su ihti yac?n?n temini yolunda bu ormanlar?n koyu ye?illikleri içinde mermerden bir çok Türk bendleri de kurulmu?tur.

Bend sular?n?n topland?klar? yerlerin, a?a?? bir rak?mda kalmas? bunlar?n ancak ?ehrin münhat yerlerinde yay?lmalar?na bâis olmu?tur. Buna kar??l?k yine ?ehir civar?nda Halkal? tepelerinden ve yamaçlar?ndan nebean eden bir tak?m kaynak sular? da kubbeli ve kagir odalar (maslak) içinde toplan?p, buradan künke veya galerisine al?nm??t?r. Bu toplama tertiplerinde suyun havi olabilece?i ve topraktan sürükliyebilece?i mevad? b?rakabilmesi için, künke girmeden evvel bir kumlu?un arkas?nda yat?r?l?rd?. Su tabakas? bazen bir yol bulup toprak üstüne ç?kamad???, bir tak?m ince s?z?nt?lar halinde bir bo?lu?un içine süzüldü?ü zamanlarda, buralara bir tak?m dehlizler aç?l?r ve bu dehlizlerin taban?na oyulan bir su yata?? su toplama yolunu te?kil ederdi. Muhtelif usullerle toplanan sula-nn ?ehre getirilmesi ve da??t?lmas? bir tak?m tesisat?n daha kurulmas?n? istemi?tir. Suyun yüksek ç?k?? noktas?na ra?men, ?ehirdeki tepeler üzerine kurulmu? dinî tesisata, yol üzerindeki çöküntülü arazide irtifam? kaybetmeden gelebilmesi için, Türkler bu gibi mahallerde Avrupal? müellifleri hayran b?rakan, su terazileri kurmu?lard?r. Bunlarda su künkü bu sütunlar?n içindeki borularda yükselir. Tepedeki ufak bir hazneye dökülerek buradan ald??? irtifa fark? ile tekrar sütundan a?a?? inen di?er bir künkle, yoluna devam eder. Ayni zamanda bu terazilerin üzerindeki ufak mermer hazneler delikli bölmeli olup ç?k?? künkü gidece?i yerlere göre bir tak?m taksimata u?rar. Kagir duvarl? maslaklarda toplanan tazyiksiz sular ise yine kagir duvarl? kanallar vas?ta-siyle tevzi olunurdu. Ta? galeriler ise de?i?ik geni?liklerde yap?lm??t?r. K?rkçe?me galerisinde oldu?u gibi insan?n içinde dola?abilece?i eb'adda olanlar? ve orta bir geni?likte meselâ 40-50 m. geni?li?inde veyahutta daha dar olanlar? da bulunurdu. Ta? galerilerin icab?nda iç k?sm?n? görebilmek ve makas galeri tâbir olunan ana galeriye ekseriya düz aç?lan katma galerilerinden gelen sular? da tetkik edebilmek üzere galeri üzerinde muayyen mesafelerde baca denilen menfezler de yap?l?rd?. Bunlar?n yap?s?nda Osmanl? in?a malzemesi, yap? ta??, tu?la ve horasan kullan?l?rd?, bütün bu tesisler büyük bir itina ile kurulmu? oldu?undan üzerinden uzun y?llar geçmi? olmas?na ra?men, hâlâ büyük bir k?sm? sapasa?lam durmaktad?r.
 Kaynak sular?n?n miktarca fazla olmad??? ve arazinin irtifa? ini?li ve ç?k??l? bulundu?u bir çok yerlerde, suyunda tazyik iktisab etmi? bulundu?u zamanlarda, isale i?lerinde su mimarlar?na künk ve ayn? zamanda levha halinde kur?undan yap?lm?? borular? kullanmay? icab ettirmi?tir. Osmanl? Türklerinin dö?emi? olduklar? ve muhtelif nevi ve isimler alan künklerin üzerinden de as?rlar geçmi? elmas?na ra?men bir beton sa?laml??? ile günümüze kadar intikal edenleri pek çoktur. Gerek ta? galerilerin örülüsünde ve künklerle suyun ak?t?l?-??nda verilecek irtifam tayininde Türk ustas?n?n ellerinde tek âletleri olan tesviye terazilerile as?rlardan-beri içlerinden sular süzülen o saatler süren uzun su yollar?n? kurup dö?emi?lerdir.

Osmanl? Türklerinin su mimarîsinde de Selçuk sultanlar? ve Anadolu Türk Beylerinin san'at?ndaki çiçekli kabartmal? süslü eserlerine kar??l?k ho? bir sadelik görülür. Bütün bu yap?lar bu sadeliklerinde sanattan hiçbir ?ey kaybetmi? de?illerdir. Nas?l ki mavi göklere beyaz bir nur huzmesi gibi f??k?rm?? ince minareler, güzel ve narin ise, nas?l ki mermer mevzun kemerler tatl? renklerin hül-yal? gölgeleri ile süslü ise, nas?l ki mat kur?un yuvarlak kubbeler ?ark?n bütün esrar ve füsunu ile dolu ise Osmanl? Türklerinin s?k yaprakl? yüksek ç?narlar?n koyu ye?il nemli gölgeliklerinde kurduklar? mermer yalaklar?nda billur sular tatl? bir ahenkle durup dinlenmeden akan geni? kenarl? çe?melerde o kadar sonsuz sükûn ve hülyalar doludur. Ekseriya bir caminin d?? avlusunun kap?s? kö?esine yahut kervanlar?n ufuklar?nda kayboldu?u Osmanl? ?mparatorlu?unun iri ta?l? yollar? üzerine oturtulmu? çe?melerde tatl? bir sadelik ve güzellik görülür. Geni? âyine ta?? ekseriyetle yekpare mermer olup bunun üzerinde burmal? iri bir musluk bulunur. Âyine ta??n?n üzerinde yontma beyaz ta?lardan bir kemer örülüdür. Kemerin indi?i istinad yerlerinde su alma?a gelenlerin kaplar?n? koyduklar? birer sed ve arkada da su hazneleri bulunurdu. Hafif bir tepenin ete?ine oturtulmu? k?r çe?melerinde daima su ak??? oldu?u için musluk yerinde mermer bir oluk gelip geçen hayvanlar?n su içtikleri beyaz ta?tan yalaklar?na daima su doldururdu. ?stanbul'un ilk fetih y?llar?nda, çe?melerin beyaz mermer cephelerini bir kitabe süslemedi?i gibi banisinin de ad? konulmam??t?r.

Fakat klâsik devirde kitabeler yald?zlan?p geni?ledi?i gibi Lâle, Borak ve Ampjr tarz? çe?melerin cepheleri birer bahçe gibi çiçekler, tabak ve sürahiler içinde yemi?lerle süslenmi?ti. Türk sanat?ndaki dü?ünü? ve üslûp de?i?iklikleri zamanla bütün bu yap?lara ayr? bir güzellik vermi?tir. Dini telâkkiler Türk sanatkâr?na çinide yaz?da i?lemede tabiat?n fevkine ç?kan sanat harikalar? yaratmas?na yol açm??t?r. Bu arada bilhassa Lâle devrinin saraylar?nda, konaklar?nda musluk âyine ta?lar?n?n mermerlerinin üzerleri bile o kadar güzel i?lenmi? ve kabart?lm??t?r ki bunlar mermerden çiçeklerle dolu bir buket kadar güzel olmu?tur. Zamanla Türk mimarî üslûbunda görülen dü?ücü sadelik bu mermer çe?meler üzerinde de kendini gösterir, bu tesir alt?nda eski y?llar?n sanat ve zenginli?i kaybolarak birer ufak musluk ta?lar?, düz delikli mermer bir ta? halini alm??t?r. Camilerin avlular?nda çe?melerin, bir çok ki?inin birden abdest alabilme ihtiyaçlar? kar??s?nda, bir tak?m ?ekiller ald??? görülür. Ufak cami ve mescitlerin ihata duvarlar?na, dayanm?? ta? hazneler içinde toplanan sular, onlar?n s?ra musluklar?ndan ak?t?ld??? gibi, büyük camilerin (Cuma mescidi) avlular?nda bu ihtiyac? önleyen yüksek sanat k?ymet ve güzelli?inde ?ad?rvanlar yap?lm??t?r.

Bursa devrine ait mabedlerimizde ?ad?rvanlar? basit kapal? bir mermer su haznesi olarak görüyoruz. Ekseriyetle dört kö?e ve yüz cephesi daha uzunca olan kapal? su ?ad?rvanlar?nda ufac?k musluklar bulunurdu.

Camiin, mescidin iç avlusunun bir kö?esinde duvara dayanm?? bu me?-mer ?ad?rvanlar, bazen reva?m sütunlar?na yak?n, avlunun ortas?na konulmak istenilmi? ve bu vaziyetlerde ?ekli de de?i?erek alt? veyahut daha çok kö?eli ve üstü bir külah ?eklinde kur?unla kapal? ?ad?rvanlar da yap?lm??t?r. Bunlar?n musluklu mermer cephelerinin üzeri, ekseriyetle servi biçiminde a?aç ?ekilleri ve bazen de sade çizilmi? sütun hatlarla süslenirdi.

Büyük camilerde ?ad?rvan?nda geni? revaklarla süslü olarak caminin iç avlusuna yara?acak bir uygunluk ald??? görülür. ?ad?rvan?n üstü aç?k mermer havuzuna orta yerinden yükselen su borusundan mermer yuvarlak yala??na mütemadiyen ta?an sular, havuzunu daima dolu bulundururdu. Cami avlular?n?n ?irin ku?lar? güvercinlerin ?ad?rvan?n havuzuna girmemesi için üzeri kafes telle kubbeli bir ?ekilde kapat?l?r. Mermer sütunlarla tutturulan ?ad?rvan?n tatl? renkler ve yald?zlarla boyal? ve üstü kur?un kapl? saçaklar?nda, tavanlar?nda güne?ten ta?an tatl? akisler, ta?larda sular?n ?slaklar?, cami avlular?nda mavi bir ayd?nl?k içinde cazip bir dekor yarat?rd?.

Bursa camilerinin, f?skiyelerinden dökülen su taneleri, yuvarlak ufac?k billurlar gibi, sakin sular? üzerinde yuvarlanan mermer havuzlar?n? ?stanbul'un muhte?em camileri içinde göremiyoruz. Fak^.t Türk su sanat?na, su tesislerine ait bir eser olan bu d?? ?ad?rvanlara kar??l?k bir iç ?ad?rvan?, mermerden sade ve güzel bir âbide halinde buluyoruz. Burada ilk defa bahsetti?im iç ?ad?rvanlar ?stanbul'da baz? büyük camilerimizde vard?r. Fatih camiinin iç ?ad?rvan? bana d?? avludaki ?ad?rvan gibi, camiin ilk yap?s?ndan kalma oldu?u kanaatini veriyor. Cami içinde abdest tazeleme?e ve su içme?e yarayan bu ?ad?rvan?n su akmas?nda bir ar?zay? önleyecek haznesini de doldurmak üzere cami alt?nda evvelce aç?lm?? kuyudan su çeken demir kollu bir de tulumbas? mevcuttur.

Türk sanat?nda ba?l? ba??na bir varl?k te?kil eden çe?melerin yan?nda suyun bir «aziz» gibi takdis edildi?i devirlerde kurulan su hayratlar? aras?nda zarif Türk sebilleri de görülür. Bunlar çe?melerin daha incelmi?, dantela gibi örülmü? birer su içme tesisleridir. Zamanla Osmanl? Türklerinin mimarî tarzlarmdaki de?i?iklikler yukarda i?aret etti?imiz gibi su yap?lar? üzerinde de daima görülmü?tür. Bilhassa çe?me ve sebillerde bu inkilâplar çok güzel mü?ahede olunur. Ekseriyetle yuvarlak ve yar?m yuvarlak olan ve bazen de kö?eli yap?lm?? olan sebillerin yan?nda bir de çe?meleri bulunur. Bunlar ya tek bir çat? alt?na girmi? veya ba?ka bir binaya, bir yap?ya kat?lm??t?r. Ekseriyetle ayr? mermer yuvarlak kaideye yine mermerden i?lenmi? bir isti-nad duvar? üzerine mermer sütunlar yükselir ki, bunlar a?a?? k?s?mlar?nda istinad duvarlar? içine gömülmü?tür. Bu sütunlar üzerinde zarif kemerler at?lm?? ve sütunlar?n aras? bronzdan geni? delikli bir dantela gibi i?lemeli parmakl?kla örülmü?tür. Kemerlerin oymalar? üzerinde alt?n yald?zl? yaz?lar? mermer korne?leri, renkli i?lemeli güzel saçaklar gölgelendiren üstü kur?un kapl? bir çat? bulunur. Bu çat?y? bir çok ufak, bazen tek bir kubbe kaplar. Sebiller ekseriyetle daima dinî tesisat yak?n?nda yap?ld???ndan bunlar? da büyük mabedlerin civar?nda aramak do?ru olur. Fakat Fatih Külliyesinde maalesef böyle bir tesis bulam?yoruz. Ayn? devrin Mahmud Pa?a sitesinde de bir sebile tesadüf edemiyoruz. Fakat eski Vak?f Sular kay?tlar?nda Halkal? sular?na ait bir kay?tta, «Mahmud Pa?a camii avlusundaki ?ad?rvanla sebilinin suyuna ait bir katma» görüyoruz.

Su tesislerinin aras?na bir sa?l?k ve sosyal yap?s? olan Türk hamamlar?n? da koymak icap eder. Osmanl? Türkleri ba??ehirlerini daha Bursa'-dan Edirne'ye geçirdikleri zaman bir hamam yap? bilgisini de beraber götürmü?lerdi. Osmanl? Türklerinin ilk hamam? Bursa'da 1336 da Orhan Bey taraf?ndan yapt?r?lm??t?r. Edirne'de de camiler, kas?rlar, köprüler, darü?-?ifalar, çe?meler vesaire dinî ve sosyal bir çok tesisat vücude getirilirken müteaddit Türk hamamlar? da yap?lm??t?. Esasen Osmanl? Türkleri bu i?lerde o s?ralarda y?k?lmak üzere olan Ayasofya için Türklerden mimar isteyen Bizansl?lara, arz? iftikâr edecek bir durumda de?illerdi. ?slâm dininin önderleri olan gerek Konya Sultanlar? ve gerek Osmanl? Padi?ahlar? temiz olmay? emreden dinin bask?s? alt?nda bilhassa ba??ehirlerinde, vücudu daima temiz bulunduracak hamamlar?n yap?s?na büyük bir önem vermi?lerdir. Bundan anavatan?n ve Rumeli'nin büyük ?ehirlerinde günümüze kadar sa?lam kalm?? bir çok hamamlar görülür.

Fetihle beraber Türk hamam? mimarîsi de ?stanbul'a girmi?tir. ?stanbul'da ilk yap?lan hamamlar hakk?nda Evliya Çelebi der ki: «?stanbul'da eskiden kalma Azaplar hamam?, Tah-tap hamamlar? vard?. ?stanbul'da Osmanl?lar elinde ilk yap?lan hamam Fatih'in binagerdesi olan (Irgat hamam?) d?r ki hüddam? saray?n gasil ve t'athirine muhassas idi. ?kinci hamam (Azaplar hamam?) d?r ki, kefere tarz? mimarîsinden tahvil ile islâm âdab? üzere yap?lm??t?r. Andan sonra (Vefa hamam?), (Eyyüp hamam?) bina olunmu?tur. (Çukur hamam) ise bundan sonra yapt?r?lm??t?r. Bu hamamlar?n levaz?m? Fatih evkaf?ndan tesviye edilir.» Irgat hamam? için Seyahatnamenin di?er bir yerinde Evliya Çelebi ?unlar? ilâve eder: «Bizzat kendileri için tarz? Rûm'da bir cami in?as?na suru' ettikte iptida Karaman çar??s? içinde ?rgat hamam?n? k?rk günde bina etti ki cümle am-mâl her gün gasledüp badehu hizmet edeler. Hâlâ Irgat hamam? nam? ile ?öhret ?ihard?r.»

«Fatih'in yapt?rd??? hamam gayet müsenna-?-derûn oldu?u gibi di?er hamamlardan dahi büyüktür. Sadece camekân? be? bin adam al?r. Yüz on kurnal?d?r. N?sf? bölünüp keçecilere tahsis edilmi?tir.»

Evliya Çelebi ?ehir içinde ve d???ndaki hamamlar?n ismini sayd?ktan sonra zaman?nda hamam miktarlar?n? ?öyle tesbit ediyor: «?stanbul'un en-deron ve birununda yüz elli bir hamam vard?r. Amma hakir M?s?r, Habe?, Sudan diyarlar?nda seyahat ederken ?stanbul'da on yedi hamam daha bina edilmi?tir ki, manzurum olmad?. Amma bu söyledi?im hamamlar?n hepsini seyir ve temasa ettim. Bunlar?n tarz-?-bina ve suret-i-tarh?n? ayr? ayr? yazsak Seyahatnamemiz uzar. Sadece bu hamamlardan Fatih'in yapt?rd??? Çukurhamam gayet müsenna ve ru?en oldu?u gibi di?er hamamlardan da büyüktür."

«Yukarda zikrolunan yüz elli bir l?aman??n Küçükpazar'daki (Mehmed Pa?a hamam?) ndan ba?ka hepsi çiftedir. Sadece bu hamam ö?leye kadar kad?na, ö?leden sonra erke?e aç?l?r. Buna göre ?stanbul'daki bütün hamamlar üçyüz iki olur vesselam. Gerçi ?stanbul gibi bir sevad-?-muaz-zamda bu kadar hamam az görülür. Fakat ekser vüzera ve ayan ve kibar konaklar?nda hususî hamamlar vard?r ki e?er bunlar da say?lacak olursa, mecmuu ondört bin be?yüz otuz alü\ hamam olur.»

?öhretli seyyah?m?z Evliya Çelebi'nin yukarda ilk vermi? oldu?u rakkamlar?n izam edilmemi? oldu?unu fetihten yetmi? iki sene sonra ?stanbul'da oturmu? Gyllius'un «De Topographia Constantinopoleos» unda yüzden fazla (bain public) yani çar?? hamamlar?n?n bulundu?unu bildirmi? olmas?ndan da anl?yoruz. Gyllius'un kitab?nda tarif etmi? oldu?u hamamlar? bu günkülerin ayn?d?r. Hamamlarda ba?l?ca dört mühim k?s?m vard?r: soyunulacak yer (opoditerium), so?ukluk (tepidarium), as?l y?kan?lacak s?cak k?s?m (calodarium) suyu ve hamam? ?s?tan külhan k?sm? (hypo-causte).

?stanbul'da ilk yap?lan ve elli altm?? sene evveline kadar sa?lam kald??? bildirilen Fatih Külliyesi civar?ndaki Irgat, Karaman hamam?ndan ve yang?nlarla harap olan Fatih'in di?er hamamlar?ndan maalesef bugün hiçbir eser kalmam??t?r.

Dini, sosyal ve sa?l?k bak?m?ndan büyük ihtiyaçlar? kar??l?yan su tesislerinin, muhafazas? ve idameleri bunlara bakacak bir te?ekkülün de lüzum ve ihtiyac?n? göstermi?, ?mparatorlu?un üçüncü ba??ehri olan ?stanbul'da bu kontrol, devrine göre en mütekâmil bir ?ekil ve kadroda, bir Su Naz?rl???na sahip olmu?tur. Sarayda her ?eyden evvel padi?ah?n hizmetinde bulunan Su Naz?r?, evvelâ hükümdar?n suyunu temin ile mükellefti.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinin ilk cildinde Saray-?-atikin âb-?-haya-t?n? methederken bu hususta k?sa olmakla beraber k?ymetli bilgiler verir: «Ebül jeth Mehmed Han Sahib-ül-tab?' bir padi?âh-? zi?an olmakla (eya ?stanbul'un hanki suyu lâtiftir) deyu cümle hükemas?n? cem ile sual buyurdular. Anlar dahi Eski saray dahilinde olan ayn ?emunun hafif ve mutedil seri-ül-haz?m bir âb-? hayat buldular. Ve bundan gayri aynlar?n âb-? safilerini be?er m?skal olmak üzere penbelerle beraber veznediip mevzun pembeleri veznolunmu? âb-? rakiklere ilka edüp mezkûr penbeler be?er m?skal sular? hazf ile bilâahire penhelerin güne?te kurutup cümle penbeler veznedildikte ayn ?emundan ?slanan penbeler hepsinden hafif gelmekle kavlü hükema gayet lâtif su oldu?undan Ebül feth hazretleri daima ol âb-? lezizden nu? eyler idi. ?lâ hezal-el'an cümle padi?ahlar andan mi? ederler ki Kilerciba?? ve d?? Sa-kaba?? taraflar?ndan üçer adam beher yövm alt? ki?i üç ?i?hane yükü yirmi?er k?yye gelir gümü? gü?ümlere ot âb-ü nabdan lebberleb edüp Su Naz?r? huzurunda Kilerciba??n?n mu-iemed aleyh adamlar?n?n mühürü ile k?rm?z? balmumu ile mühürlenip Pâdi?âha getirirler.»

Su Naz?rl??? kurulunda suyolcu esnaf? kadronun esas?n? te?kil ediyordu.

Suyolculuk (rah-? âb) l?k i?i ise çok eski bir tarihe sahip bulunuyordu. Fatih II. Mehmed vakfiyesinde:

«On nefer hüddam rah-?-ab tayin buyurmu?lard?r ki her biri ince ve sufufu ahvaline ?uur ve vukuf sahibi ve umuma meremet ahvalinde hususu emrü ?slâh tariki madde ve kur?un islâh? umurunda san'at?n?n galibi dolap hamamat? ?slâhata mahareti sü-tuhu ebniye-i hayrat? ve meremet sair musakkaftan ve musattahatta fenninden ?öhreti olan» denilmektedir.

Fatih'in «Kanunname-i Ali Osmani» sinde de rah-? âblar a dair k?sa bir yaz? bulunur: «Konya ba?lar?n?n her dönümüne otuz akçe al?n?r imi?. Evailde mirabl??? mukataaya alan ki-mesne ba?lara su varacak vakitte ?ehirlüler ittifakile emin adamlar ç?ka-rup su k?smetine mütevelli k?l?nur-n?u?. Her dönümüne evailde dörder akçe mirabl??? resmi al?nur imi?, sonra su k?smetine âmil gendü mütevelli olup resimde as?l kanundan tecavüz ederler imi? ve hem ba?lar?n su varacak vaktinde tertipleri var imi?. Ziyade resim veren kimesneye nöbeti gelmeden nöbet verürler imi?. Su az oldu?u y?llarda sonra hadis olan ba?lara zarar olacak iken kadim ba?lara ki hakk? ?urb anlarundur, anlara zarar olur imi?. Öyle olsa yine evvelki gibi ?ehürlü ittifakile emin kimesne-ler mütevelli nasb olup suyu k?smet etmek emrolundu. Ta ki kimesneye zarar olmaya, sonra hadis olan bed' ve ref olundu ve mir'âbl?k amele alan kimesne baz? kimesnelere bostan ek-dürüp sülüs has?leyn gendü alup sü-lüsan?n? bostanc? almak kavi eyler imi?. Bu sebeple ba?lar?n hakk? ?urbü zayi olurmu?. Karamano?lu zaman?nda mezkûr suyla üç bostan sularlar imi?, birisi Dizdar ve birisi Hatun ve birisi dahi Mevlâna Celâlettin hazretlerinin türbei mutahharas? için eklenür imi?. Bakisi ba?lara ve çe?melere ve hamamlara sarf olunurmu? ve Cem Sultan kal'eden ta?ra bir kö?k yapup as?l sudan kö?küne gelme?e bir mikdar su olup kö?k havalisinde ba? dahi ederler imi?. Sonra ol bahane ile kö?ke naz?r olan kimes-neler ol sudan çok su olup yolda bostanlar ihdas edüp harç ederler imi?. Müslümanlar?n hamamlar?na ve çe?melerine hayli noksan ve zarar olur imi?. Öyle olsa mir'âb olanlar ve kö?ke naz?r olanlar men olunup âdeti kadimden tecavüz etmeyeler ve esley-man? kad?i ?ehir olan dergâh? muallama arz eyliye.»

Ta o tarihlerden itibaren suyolcu-luk berat ve hüccetlerle babadan evlâda intikal eden bir sanat halinde son y?llara kadar devam etmi? ve bu suretle Türk su bilgisinin muhafaza ve inki?af?nda büyük bir rol oynam??t?r. Suyolcular bakt?klar? hayrat?n sahibinin mevkiine göre de isim al?rlard?. Hükümdarmkine bölükba??, vezir vesaire gibi zevatmkilere de usta denilirdi. Bunlar?n yanlar?nda i?lerinin geni?li?ine göre miktar? de?i?ik olmak üzere suyolcu kalfalar? ve ç?raklar? bulunurdu. Su Naz?rl??? Kurulunun ödevleri aras?nda saray?n su meselesi esas? te?kil etmekle beraber ?ehrin içinde ve d???nda yap?lacak bütün su tesisatile alâkadar olurlar, su yollar?n?n güzergâhlar?n? tayin eder, malzemenin hesaplar?n? yapar, gerek künklerin dö?enmesi ve gerek galerilerin örülmesiyle me?gul olurlard?. Bundan ba?ka mevcut su yollar?n? ve bendleri muhafaza etmek, yollar üzerinde sular? kirletecek ve hali b?rak?lm?? toprak k?sm? üzerinde herhangi bir müdahaleyi önlemek, hayrata verilen sular?n miktar?n? takdir ve bunlar?n taksimine nezaret etmek vazifeleriydi.

Su Nezareti mensuplar? yaln?z ?ehir içi ve d???ndaki su tesislerinin yap? ve bak?mlariyle me?gul olmazlar, ayn? zamanda — Hazine-i Evrak vesikalar?nda görüldü?ü gibi — hassa mimarlar?n?n maiyetinde Osmanl? ?mparatorlu?unun ordular?n?n seferlerinde ?erefli hizmetler görürlerdi.

 

Hunlarda Sanat ve Kültür

Hunlar?n ya?am? ve ülkelerinin özellikleri, kendilerine özgü bir kültür yaratm??t?. Hunlar?n disiplinli ya?amlar?ndan, sonraki Türk toplum ve devletlerini kuracak bir çekirdek meydana geldi. Türk tarihinin temelini Hun devletinin yaratt??? düzen ve inanç olu?turuyordu. Altay da?lar? ve yöresi Hunlar arac?l???yla ilk Türk kültür ve sanat?n?n ye?erdi?i merkez oluyordu. Altay da?lar?nda rastlanan zengin kurganlar bunun en aç?k göstergesidir. Ölülerin e?yalar? ile beraber gömüldükleri mezarlara kurgan ad? verilmekteydi. Düz k?l?çlara kar??l?k Türklerin yapt?klar? e?ri k?l?çlara kurganlarda çokça rastlanm??t?r. Göktanr?'ya inanan Hunlar her zaman güne?in do?du?u yer olan do?uya büyük sayg? gösterirler ve törenlerini do?uya dönerek yaparlard?. Altaylar?n kuzeyinde zengin alt?n madenlerinin bulunmas?, Hun kültüründe ve sanat?nda alt?n ve alt?ndan e?yaya ayr? bir yer kazand?rm??t?r. Orhun nehrinin yan?nda Hunlar kendi ba?kentlerini kurmu?lar ve sanat eserleri ile bu bölgeyi donatm??lard?.Altayl?lar?n yerli dokuma tekni?inin yan? s?ra Çin ipeklileri ve ?ran dokumalar? da Hunlar?n günlük ya?am?na girmi?ti. Yünden yap?lan keçeler dokuma tekni?inin önde gelen ürünüydü. Üzerleri çe?itli süslemeler ile kapl? keçeler de?i?ik yerlerde kullan?l?yordu. Süs resimleri aras?nda av sahneleri birinci plandayd?. Altay da?lar? ile Güney Rusya aras?nda her zaman bir kültür ba?lant?s? bulunmu? ve Kazakistan bozk?rlar? bu iki bölge aras?nda bir kültür köprüsü görevi yapm??t?. Altay da?lar?ndaki Paz?r?k bölgesi Do?u ve Bat? kültürlerinin kayna?mas? ile yepyeni bir uygarl??a kavu?mu?tu. Hunlar yeni bir kültürün yarat?c?s? olarak tarih sahnesine ç?k?yorlard?. Büyük ?skender'le beraber Bat? Türkistan'a gelen Yunanl?lar?n motiflerini Hunlar alarak daha geli?tirdiler ve de?i?ik biçimler ortaya ç?kard?lar. Keçeler üzerindeki Yunan motifleri yan? s?ra Hun sanat? içinde Çin motiflerine yer verilmi?tir.Hun sanat?nda yer alan en önemli sahneler daha çok hayvan resimleri ve hayvan kavgalar?yla ilgilidir. Ayr?ca, Hunlar her türlü hayvan?n heykelini de yapm??lard?r. Heykel yap?m?nda daha çok bronz kullan?lm??t?r. Ancak tahtadan yap?lm?? hayvan figürlerine de rastlanm??t?r. Yar? insan yar? geyik biçiminde, ruhlar? temsil eden çe?itli heykelcikler de görülmü?tür. Türklerin kutsal sayd?klar? geyik Hun sanat?n?n önde gelen figürleri aras?nda yer alm??t?r. Altay da?lar?nda görülen hayvanlar ile sava? sahnelerinin din aç?s?ndan da bir anlam? vard?.

Altay bölgesi Hunlar sayesinde ilk Türk kültürünün do?du?u ve ki?ilik kazand??? merkez olmu?tur. Hayvan resimlerinin yan? s?ra, göktanr?c?l?k nedeniyle bolca gökyüzü resimleri de yap?lm??t?r. Çünkü onlar?n gökleri Çin ve Hindistan'da oldu?u gibi bulutlu ve karanl?k de?ildi. Ay ve y?ld?zlar eski Türk kültüründe simgesel anlama sahiptiler. Gökteki y?ld?zlara bakarak yollar?n? bulurlar, iklimin de?i?ip de?i?meyece?ine karar verirlerdi. Türkler gö?e önem vermi?ler, bütün ufuklar? kaplayan gö?ün kendisinin de bir Tanr? oldu?una inanm??lard?. Yerle ba?lant?lar? yaln?zca at ayaklar? ile kuruluyordu. Hunlara göre gö?ün bir ortas? bir de deli?i vard?. Kutup y?ld?z?na demir kaz?k ad?n? vermi? ve bu y?ld?z? gö?ün ortas? olarak benimsemi?lerdi. Dünya ile gö?ün bu demir kaz???n çevresinde döndü?ünü varsay?yorlard?.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 )
 
powered_by.png, 1 kB