Anasayfa arrow Görsel Sanatlar Dosyalar?
Görsel Sanatlar Dosyalar? PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Çarşamba, 24 Ekim 2007

Minyatür Sanat?
Bat? dillerinde bir nesnenin küçük boyutlardaki örne?ini belirten “Minyatür” sözcü?ü, zamanla kitap resmi için kullan?lan bir terim halini alm??t?r. Eski Türk kaynaklar? kitap resmi için “Nak??”, “Tasvir”; minyatür ressam? için de “Nakka?”, “Musavvar” gibi sözcüklere yer verirler. Kitap resmi sanat? için çok yayg?n olarak “Minyatür” kullan?lmakta oldu?u için biz de bu sözcü?e yer veriyoruz.

8. ve 9. yüzy?la ait olan ve Turfan bölgesinde Hoço, Bezeklik, Sorçug gibi Uygur merkezlerinden günümüze gelmi? Türk resim sanat?n?n örnekleri aras?nda, duvar resmi ve figürlü i?lemelerin yan?nda minyatürler de bulunmaktad?r. Türklerin ?slamiyeti kabul etmelerinden önceki devreye ait yazmalardaki minyatürler, Uygur prens ve prensesleri ile Mani ve Uygur rahiplerini canland?r?rlar. Çe?itli kültür ve dinlerin etkili oldu?u bir ortamda yap?lan bu minyatürlerin üsluplar? çok zengindir ve farkl?l?klar gösterir. Türk minyatür sanat?n?n 13. yüzy?la kadar olan geli?imini gösteren daha sonraki örnekler ne yaz?k ki, kaybolup gitmi?tir.

Bir a?k hikayesi olan Varka ve Gül?ah (TKSM, H.841) 13. yüzy?l Selçuklu dönemi resim sanat?n?n en güzel örneklerindendir. Yazma, Hoy’dan gelmi? ve Konya’ya yerle?mi? bir aileden olan Abdül Mümin taraf?ndan resimlendirilmi?tir. Varka ve Gül?ah minyatürlerindeki Türk tiplerini temsil eden figürler, Büyük Selçuklu dönemi çini ve seramiklerindeki figürlerle büyük benzerlikler gösterir. ?lk minyatürde, içinde çe?itli dükkanlar?n bulundu?u bir çar?? ile adeta öykünün geçti?i ortam?n bir takdimi yap?lmaktad?r. Gül?ah’?n çad?r?nda üzüntüden bay?lmas?n? ve Varka’ya kavu?mas?n? gösteren yal?n sahnelerin figürlerden arta kalan bo?luklar?n? ise, dekoratif bitki ve hayvan motifleri doldurmaktad?r. ?ki atl?n?n dö?ü?ünün yer ald??? sahnede de zemin arabesklerle tamamen doldurulmu?tur. Zeminin bu biçimde süslenmesini, Büyük Selçuklu dönemi minyatürlerinin ço?unda buluruz. Bu a??r süslemelere kar??n, ince uzun dikdörtgenler olu?turan kompozisyonlar oldukça yal?nd?r.

Selçuklu döneminden günümüze gelmi? bir ba?ka eser ise, 1271’de Aksaray’da yaz?larak Sivasl? Nasreddin taraf?ndan Selçuklu Sultan? III. G?yaseddin Keyhüsrev’e sunulan bir Astroloji Kitab?’d?r (Paris, bib. Nat., P.174). Do?u’dan al?nan motiflerin yan?nda minyatürlerdeki güçlü konturlar ve hafif gölgelendirme, sanatç?s?n?n Bizans minyatürlerini tan?m?? oldu?unu göstermektedir.

Osmanl? minyatür sanat?na geçmeden önce, ara?t?r?c?lar?n Türklerin eski yurtlar? Orta Asya’da, Türkistan’da yap?lm?? oldu?unda birle?tikleri ve “Mehmet Siyah Kalem” diye adland?r?lan resimlerden söz etmek gerekir. Topkap? Saray?’ndaki bu resimler, içinde sultan?n portresi bulundu?u için “Fatih Albümü” diye adland?r?lan derlemede yer almaktad?r. Çe?itli çevre ve dönemlerden gelen eserlerin aras?nda yer alan bu resimlerdeki figürler belli bir hacim de?erine sahiptir. Koyu ve az say?da renk kullan?larak yap?lm?? olan resimlerin bir k?sm?n?n rulo parçalar? oldu?u anla??lm??t?r. Resimlerin baz?lar? ipek, baz?lar?da kaba Çin ka??d?na yap?lm??t?r. Bilim adamlar?n?n ?amanizm dünyas?n? yans?tt??? konusunda görü? birli?inde olduklar? bu resimlerde kuvvetli bir Çin sanat? etkisi egemendir.

Anadolu beylikleri aras?ndan ç?karak, devletlerini üç k?ta üzerinde geni?leten ve büyük bir imparatorluk haline getirmeyi ba?aran Osmanl?lar?n, kurulu? dönemine ait kitap sanat?n?, yaln?z baz? yaz?l? kaynaklardan ö?reniyoruz. Çünkü bu dönemin minyatürlü yazmalar?ndan örnekler günümüze kadar gelmemi?tir. Son y?llardaki ara?t?rmalar, Fatih Sultan Mehmed döneminde yap?lm?? birçok minyatürlü eseri gün ?????na ç?karm??t?r. Bunlardan biri olan ve 1455’te Edirne’de gerçekle?tirilen Dilsuznâme: Gül ve Bülbül (Oxford Bodlein Lib.) adl? edebi eser, Türkmen minyatürlerinin etkisini göstermektedir. Hatifî’nin, mimari çizimlerdeki perspektif denemeleri ve Fatih döneminde Bat?’dan al?nan etkileri yans?tan Hüsrev-i?irin minyatürleriyle (N.Y., Metropolitan Museum of Art, 6927), Katibî Külliyat? (TKSM, R.989) ve Venedik San Marco Kütüphanesi’ndeki ?skendernâme Minyatürleri de Türkmen okulu etkilerini güçlü biçimde ortaya koyarlar. Bu eserler dönemin giyim, müzik aletleri ve e?lence hayat? gibi baz? özelliklerini de yans?t?rlar.

1465’te Amasya’da haz?rlanm?? olan t?p kitab? Cerrahiye-i Hakaniye (Paris, Bib. Nat., T.693) daha ba?ka bir anlay???, ta?ra üslubunu sunar. Bu minyatürlerin en genel özellikleri, çe?itli cerrahi müdahaleleri çizgisel bir üslupla aç?k seçik ve yal?n bir biçimde aç?kl?yor olmalar?d?r.

Eyalet sanat merkezlerindeki geli?menin yan? s?ra imparatorlu?un ba?kenti ?stanbul’da yo?un faaliyetlere sahne olmaktayd?. Fatih Sultan Mehmed, ?talya’dan aralar?nda Gentile Bellini’ninde bulundu?u sanatç?lar getirtmi?ti. Geni? görü?lü askeri deha, bilim ve sanata da büyük bir ilgi duymaktayd?. Bellini’ye ya?l?boya portresini, Constanza da Ferrara’ya da üzerinde büstü ve atl? portresi bulunan madalyonlar? yapt?rd?. Bu sanatç?lar?n ?stanbul saray?nda yapt?klar? eserlerin ço?u ortadan kalkm??t?r. Ama onlar?n ö?rencileri olan Türk nakka?lar?n?n eserlerini tan?yoruz. Bat? resim sanat?n? ?stanbul atölyelerine tan?tan bu sanatç?lar?n arkalar?nda b?rakt?klar?, etki, Do?u gelene?i ile birlikte erken Osmanl? dönemi minyatür sanat? üslubunu olu?turan ilk ad?m olmu?tur.

Türk portrecili?inin do?mas?nda hiç ku?ku yok ki, bu faaliyetlerin etkisi olmu?tur. Osmanl? portre ressaml???n?n ilk ürününü, Fatih Portresi (TKSM, H.2153) ile Sinan Bey vermi?tir. Fatih Sultan Mehmet bu eserde ba?da? kurmu? oturur vaziyette resmiyetten uzak ve samimi bir halde gösterilmi?tir. Fatih’in duyarl? ki?ili?ini ba?ar? ile yans?tan portrede, Padi?ah gözleri uzaklara dalm??, elinde tuttu?u gülü koklarken resimlenmi?tir. Gerek yüzdeki hafif gölgelendirme gerek kaftan?n yakas?n?n i?leni?i, Do?u ve Bat? üsluplar?n?n Türk sanatç?lar?n elinde nas?l yeni bir senteze ula?t???n? ortaya koymaktad?r.

Do?u’da özellikle ?ran’la hem sava? hem bar?? s?ras?ndaki sürekli ve yo?un ili?kiler, sanat alan?nda Türkler için önemli bir esin ve etki kayna?? olmu?tur. Do?u’nun edebi eserleri ço?alt?lm?? ve resimlenerek yazma halinde günümüze gelmi?tir. Saray resssamlar?na ödenen ücreti ortaya koyan Ehl-i hiref defterleri ayn? zamanda, atölyelerdeki yabanc?lar?n aras?nda ?ranl?lar?n büyük bir ço?unlukta oldu?unu da göstermektedir. Bursal? Uzun F?rdevsî’nin Süleymannâmesi’ndeki takdim minyatürü, dönemin iyi bir örne?idir.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanl? minyatür sanat?nda pek çok yenili?in denendi?i bir dönemdir. Bu yenilikler aras?nda, tarihi olaylar? saptama anlay???n?n “?ehnâmecilik” ad?yla resmi bir görev halini almas? da vard?r. Bu anlay?? içinde tarihi olaylar yazma olarak kayda geçirilirken, bir yandan da resimleniyordu. ?mparatorlu?un do?u ve bat?s?ndaki sava?lar, fetihler ve seferler, tahta geçi?ler, yabanc? elçilerin kabulü, bayram kutlamalar? gibi önemli olaylar?n yan? s?ra, bazen sultan?n yaln?zca tek bir seferi de ele al?nabiliyordu. Kanuni döneminde Nevaî Hamsesi (TKSM, H.802), Nevaî Divan? (TKSM, R.804), Tuhfet-el Ahrar (TKSM, R.914) gibi edebi eserlerin yan?nda, tarihi minyatürler de ayn? derecede önemlidir.

Bu tür eserlerin en önemlilerinden birisi de Arifî’nin Süleymannâme’sidir (TKSM, H.1608). Eser 1543 Macaristan ku?atmas?n?, Nice’in fethini ve deniz seferlerini konu almaktad?r. Barbaros Hayreddin Pa?a idaresindeki Osmanl? donanmas? 1543 bahar?nda, Kanuni Sultan Süleyman’dan yard?m isteyen I. François’y? desteklemek üzere Akdeniz’e aç?lm??t?r. Barbaros, ?talya’n?n birkaç liman?na u?rad?ktan sonra Marsilya’ya ula?m??, Frans?z donanmas?yla bulu?mu? ve V. Karl’in (?arlken) müttefiki olan Savois dükas?ndan Nice’i alm??t?r. Türk donanmas? bundan sonra k??lamak üzere Toulon liman?na gitmi?, Genova’da esir bulunan Turgut Reis’i, limana dayan?p köyleri yakmakla tehdit ederek kurtarm??t?r. Bu deniz seferi s?ras?nda donanman?n gitti?i bütün limanlar, Süleymannâme’de önemli özellikleri ile resimlenmi?tir.

Tarih-i Sultan Bayezid (TKSM, R. 1272), ise II. Bayezid döneminin deniz seferlerini anlat?r. Bu resimlerde limana gelen gemiciler bölgenin özelliklerini ve yap?lar?n? hemen alg?lamalar? amaçlanm??t?r. Bu eserde gemilerin sava?lar s?ras?nda birbirlerine göre duru?lar? ile hareket biçimleri de oldukça gerçekçi ve renkli bir biçimde verilmi?tir.

Bu eserler, Matrakç? Nasuh taraf?ndan yaz?lan ve resimlenen Beyan-? Menazil-i Sefer-i Irakeyn (?ÜK, T.5964) adl? kitapta ilk kez ortaya konan yeni bir e?ilimin devamc?lar?d?r. Matrakç? bu yazmada, Kanuni’nin Irak seferi s?ras?nda Osmanl? ordusunun konaklad??? yerleri anlat?r. Matrak oyununun mucidi say?lan Nasuh’un bu minyatürleri figürsüz, topografik birer manzara niteli?i ta??r. Sanatç?n?n Portekiz portulan çizimlerinden, önemli özelliklerin ilk bak??ta kavranabildi?i deniz, k?y? haritalar?ndan esinlendi?i tahmin edilmektedir. Eski?ehir, Diyarbak?r, Tebriz gibi örneklere bak?ld???nda, öteki menzillerde oldu?u gibi, bu kentlerin de en önemli topografik özellikleri ve yap?lar?yla ele al?nd??? görülür. Bu kitaptaki resimlerin içinde yeni anlay?? do?rultusunda titiz bir gözlem sonucu yap?ld??? belli olan “?stanbul” ayr? bir önem ta??maktad?r. Bu örnek, bir Türk sanatç?s? taraf?ndan tasvir edilmi? en eski ?stanbul resmidir. Resim derinlemesine incelendi?inde, sanatç?n?n önemli özellikleri ne kadar ustal?kla seçebildi?ine ve bunlar? yal?n, dolambaçs?z bir biçimde yans?tabildi?ine hayran olmamak elde de?ildir.

Kanuni Sultan Süleyman’?n saltanat?n?n son döneminde haz?rlanm?? olan Süleymannâme (TKSM, H.1517) bu padi?ah zaman?nda ba?lat?lan ?ehnâmecilik’in bir ürünüdür. Eser Firdevsî’nin ?ehnâmesi fikrinden hareket edildi?i için Farsça ve mesnevi tarz?nda yaz?lm??t?r. Ba?lang?çtan itibaren Osmanl? hükümdarlar?n?n saltanatlar?n? ele alan be? ciltlik bir dizinin sonuncusu olan yazma, Arifî taraf?ndan kaleme al?nm??t?r. Eser, bu dönem minyatürlerinin ço?unda oldu?u gibi yal?n bir düzenleme sunar. Ancak minyatürlerin yüzeyleri, ço?u zaman ana konuyu izlemeyi güçle?tiren süslemeci motiflerle doldurulmu?tur. Ama bu özellik, tarihi olaylar?n minyatürlerle yans?t?lmas? konusundaki titiz yakla??m?n geli?mesiyle giderek eriyecektir. Tarihi olaylar? gerçekçi bir tav?rla saptama anlay??? ise, art?k Türk minyatür sanat?n?n de?i?mez bir özelli?i olarak gelenek haline gelecektir.

Bu eserde Topkap? Saray?’n? gösteren minyatürler, önemli özellikleri ve genel görüntüsüyle saray?n bu dönemdeki durumunu yans?tan birer belge de?erindedir. ?ematik bir biçimde ele al?nm?? olan saray?n ikinci avlusundaki revaklar, sol tarafta da kubbealt? görülmektedir. Kubbealt?n? gösteren minyatürde katipler, öteki görevliler ve toplant? halindeki vezirler, yerli yerinde s?ralanm?? oturmaktad?rlar. Kubbealt? reva??n?n alt?nda, kö?ede maa? olarak da??t?lacak alt?n ve gümü?ler tart?lmakta, keselere konup, mangalda eritilen balmumu ile mühürlenmektedir. Öte yandan minyatüre bakanlar?n olaylar?n bütününü anlayabilmesi için binalar aç?k bir kesit halinde gösterilmi?tir. Kanuni’yi avlan?rken gösteren sahne ise figürlerin basit s?ralanmas?ndan olu?an yal?n kompozisyon ?emas?na iyi bir örnektir. Sultan’?n Topkap? Saray? ikinci avlusunda tahta ç?kma töreni de yal?n düzenleme ?emas?na bir örnektir. Bu kompozisyonda yeni sultana ba?l?l?klar?n? sunacaklar yar?may biçiminde çizilmi?lerdir. Belgesel de?ere sahip bir ba?ka sahne ise dev?irmelerin toplanmas?n? yans?t?r. Bu kompozisyonda olay?n bütün ayr?nt?lar? tam olarak ele al?nm??, eser böylelikle resimli bir belge niteli?i kazanm??t?r.

Kanuni döneminde ba?layan tarihi konular?n i?lenmesi ve ?ehnâmecilik’e ba?lan?p devletin resmi tarihini belgeleme niteli?i almas?, klasik döneminde Türk minyatürüne ana karakterini kazand?racak, ?slam ülkelerinde geli?en minyatür sanat? içinde ötekilerden ayr?lan bir okul olu?turacakt?r.

Kanuni döneminde yap?lan bu konudaki denemeler II. Selim ve III. Murad zaman?nda meyvelerini vermi?tir. 16. yüzy?l?n ikinci yar?s?nda parlak renkli süslemeler sadele?tirilerek figürlerin adeta soluk almas? sa?lanm??, Türk minyatür üslubu klasik bir yetkinli?e ula?t?r?lm??t?r. Daha önce de sözünü etti?imiz gibi tarihi konulu minyatürler Osmanl? ordusunun seferlerini, padi?ah?n tahta ç?k???n?, saray içinde ve d???nda düzenlenen gösteri ve ?enlikler gibi olaylar? da konu al?yordu. Örne?in Kanuni’nin son y?llar?nda 1558’de yaz?m?na ba?lanan Sefer-i Zigetvar (TKSM, H.1339) adl? eserde Zigetvar seferi ve II. Selim’in tahta ç?k???n? izleyen y?llar konu edilmi?tir. Sultan I?. Selim’i taht?nda oturmu?, önünde iki büklüm e?ilmi? Avusturya elçisini huzuruna kabul ederken gösteren resim, eserdeki ilginç minyatürlerden biridir.

Süleymannâme ya da Zafernâme (Dublin, Chester Beatty Lib., 413) adl? eserde ise Kanuni Süleyman’?n son y?llar?ndaki önemli olaylar, Zigetvar seferi ve Sultan’?n ölümü anlat?lm??t?r. Süleymannâme’de yer alan bir minyatürde Zigetvar kalesinin havadan görünü?ü ba?ar?l? bir “harita resim” üslubuyla seyirciye sunulmakta, böylece sava? alan? hakk?nda bir fikir verilmekteydi. Bilindi?i gibi ku?atma s?ras?nda daha kale al?nmadan Kanuni ölmü?tü. Cenazenin kald?r?l???n? gösteren sahne sade ama etkileyici bir anlat?mla sunulmu?tur. Dönemin önemli olaylar?ndan biri say?lan Süleymaniye Camii’nin tamamlanmas? da ayn? eserde yine tarihi bir belge olarak yer almaktad?r.

Tarihi konulu yazmalardan biri de Kanuni’den sonra tahta geçen o?lu II. Selim’in saltanat y?llar?n?n anlat?ld??? ?ehnâme-i Selim Han’d?r (TKSM, A.3593). Bu eserde babas?n?n ölümü üzerine Belgrad’a giden I?. Selim’in Ota?-? Hümayûn’da tahta ç?k??? da tasvir edilmi?tir. Ayn? eserin kar??l?kl? iki sayfas?nda ise karada ve denizde sürdürülen Navarin sava??, bir ba?ka sayfada da Tunus’un zapt? gibi belgesel de?er ta??yan konular ele al?nm??t?r. Edirne Selimiye Camii’nin tasviri ve padi?ah? Topkap? Saray?’nda kendisine paha biçilmez hediyeler sunan Safavi elçisini kabul ederken gösteren minyatürler, bu yazmada yer alan ba?ar?l? örneklerdir.

Klasik üslup sanatsever bir padi?ah olan III. Murad zaman?nda en yüksek düzeye ula?m??t?r. Bu dönemin minyatür sanat? bak?m?ndan en önemli ve en zengin yap?t? Surnâme’dir (TKSM, H.1344). Eser, III. Murad’?n o?lu ?ehzade Mehmed’in 52 gün 52 gece süren sünnet dü?ünü e?lencelerini konu almaktad?r. Sünnet ?enlikleri o günkü ad?yla Atmeydan?’nda (Sultanahmet meydan?) yap?lm??, padi?ah ve ?ehzadesi gösterileri ?brahim Pa?a Saray?’n?n meydana bakan cephesindeki ?ahni?in’den izlemi?lerdi. Yabanc? konuk ve elçilerle sarayl?lar için de ?brahim Pa?a Saray?’n?n biti?i?ine bir tribün yap?lm??t?. ?enli?e cambaz, hokkabaz, perendebaz gibi marifet ehlinin yan? s?ra ?stanbul’un bütün esnaf loncalar? da kat?l?p hünerlerini göstermi?lerdi. Nakka? Osman, ?enlik olay?n? ak?? s?ras?na ba?l? olarak sahnelere bölmü?, meydan ve saray? bir çerçeve halinde tekrarlayarak gösterileri bir film ?eridi gibi gözümüzün önüne sermi?tir. Bu bak?ndan Surnâme sanat ve kültür tarihimiz için çok önemli bir belgesel kaynakt?r.

III. Murad döneminin en önemli yazmalar?ndan biri de iki cilt halinde, minyatürlü olarak haz?rlanan Hünernâme’dir (TKSM, H.1523/4). 1584’te tamamlanan birinci ciltle kronolojik bir s?rayla Selçuklu ve Osmanl? sultanlar?n?n tahta ç?k??lar? ile her birinin saltanat y?llar?nda geçen önemli olaylar anlat?larak resimlenmi?tir. Dört y?l sonra tamamlanan ikinci ciltte ise yaln?zca Kanuni Süleyman dönemi ele al?nm??t?r. Bu ciltte Sultan’?n özel hayat? ile ilgili sahnelerin yan? s?ra tarihi konulara ve dönemin askeri ba?ar?lar?na da geni? yer verilmi?tir. Mohaç sava??n? konu alan minyatür bu ba?ar?lara güzel bir örnektir.

Nakka? Osman ve ekibinin gerçekle?tirdi?i önemli bir eser de ?ehin?ahnâme’dir. 1581 tarihli birinci cildi bugün ?stanbul Üniversitesi Kitapl???’nda, ikinci cildi Topkap? Saray? Müzesi’nde bulunan yazma III. Murad devrini konu almaktad?r. Birinci ciltte kar??l?kl? iki sayfada yer alan ve sarayda bir bayram sabah?n? gösteren minyatür, bayramla?ma gelene?ini yans?tmas? bak?m?ndan dikkat çekiçidir. Ayn? ciltte III. Murad’?n saray?n harem bölümüne yapt?rd??? kö?kü gösteren bir minyatür de yer almaktad?r. Günümüze gelmi? olan bu kö?k, Topkap? Saray?’n?n en görkemli yap?lar?ndan biri say?lmaktad?r. Yine birinci ciltteki bir ba?ka minyatürde ise o dönemde Galatasaray’da yapt?r?lm?? olan Rasathane ve burada yürütülen bilimsel çal??malar gösterilmi?tir. ?kinci ciltte Osmanl? ordusunun sefere ç?k???n?n konuya yara??r bir görkemle tasvir edili?ine tan?k olunur. Uyand?r?lmak istenen kitle etkisi, askerlerin s?k saflar halinde ve ba?ar?l? bir biçimde düzenleni?iyle sa?lanm??t?r.

1584’te tamamlanan Nusretnâme (TKSM, H.1365) adl? eser ise Lala Mustafa Pa?a’n?n 1579 y?l?nda ç?kt??? Azerbaycan seferini konu al?r. Kitab?n ba??nda yer alan minyatürde serdar?n sefere ç?kmadan önce padi?ah? ziyareti tasvir edilmi?tir. Daha sonraki sayfalarda Pa?a’n?n sefer arifesinde yeniçeri a?alar?na verdi?i ziyafet anlat?lmaktad?r.

Türk portre sanat?n?n temelleri Fatih Sultan Mehmet zaman?nda at?lm??t?. Nigarî diye tan?nan Haydar Reis en ünlü portre ustalar?ndan biridir. Barbaros Hayreddin’i gül koklarken gösteren portresi, sanatç?n?n portre alan?ndaki gücünün bir kan?t?d?r. Günümüze pek az eseri kalm?? olan Nigarî’nin bir ba?ka portre çal??mas?nda ise Sultan II. Selim, hedefe ok atarken gösterilmi?tir. Bu dönemde kaleme al?nan Silsilenâme ve ?emâilnâme gibi biyografi kitaplar? portre sanat?n?n yeniden canlanmas?n? sa?lam??t?r. Bu tür eserlerden biri olan Zübdet üt Tevârih’te (T?EM , 1973) Hazreti Muhammed’den ba?layarak dönemin sultan?na kadar gelen önemli ki?ilerin hayat hikayeleri verilmi?tir. Bu tür minyatürlerde tarihi üslup ile dini üslup birle?tirilmi?tir. Böylece taze bir üslup birle?imine tan?k olunur. Peygamberlerin hayat?n? ve dini olaylar? konu alan alt? ciltlik Siyer-i Nebî’de de bu üslubun yetkin örnekleri kar??m?za ç?kar.Elinde ferman tutan Cebrail’in Adem ve ?it peygambere cennet elbisesi giydiri?i sahnesi ilginç örneklerden biridir. Bir ba?ka sayfada ise Hazreti Muhammed’in, Cebrail’in ö?retti?i ?ekilde kar?s? Hatice ve ye?eni Ali’ye namaz k?ld?r??? tasvir edilmi?tir. Bu minyatürlerde yeni bir anlat?m üslubunun ba?ar?l? örnekleri görülmektedir.

Büyük sanat koruyucular? olan III. Murad ve o?lu III. Mehmed döneminde tarihi konulu minyatür yap?m?n?n yan? s?ra edebi eserlerin resimlenmesine de devam edilmi?tir. Bu edebi eserlerin ba??nda yüzy?llar boyunca say?s?z kopyalar? yap?lan ve resimlenen Firdevsî’nin ?ehnâmesi (TKSM, H.1486) gelir. Burada yer alan minyatürlerin birinde al???lmad?k bir sahneye tan?k olunur. Bu sahnede Osmanl? çiçek zevkinin etkisiyle ellerinde demet demet çiçeklerle ava kat?lan bir grup görülür.

?ehnâme-i Mehmed Han ya da E?ri Fetihnâmesi (TKSM, H.1609) ad? verilen eserde de baz? de?i?ik özellikler görülmektedir. Seferden dönen sultan?n ?stanbul’da co?kun bir sevinçle kar??lanmas?n? gösteren sahnede yolun iki yan?na gerilmi? kuma?lar? tutanlardan bir k?sm?n?n seyirciye arkalar?n? dönmeleri, halk?n kitleler halinde duru?u ve pencerelerden bak??? yeni motifler olarak dikkati çekmektedir. Talikîzâde ?ehnâmesi’nde (TKSM, A.3592) yer alan minyatürlerden birinde ise Manisa kenti ve saray?n?n ba?ar?l? bir tasviri görülür. Gerek saray gerek kent içindeki önemli yap?lar ustal?kl? bir düzenlemeyle aç?k seçik gösterilmi?tir.

16. yüzy?l sonuyla 17. yüzy?l ba??nda resimlenen bir grup eser hem konu hem anlat?m üslubu bak?m?ndan farkl? bir birlik olu?turur. Bunlarda her ne kadar ?sfahan ve ?iraz resim okullar?n?netkisi görülürse de renk kullan?m? ve figürlerin i?leni?i belli bir farkl?l?k ortaya koyarlar.

17. yüzy?lda minyatür sanat? bir yandan geleneksel üslubu sürdürürken öte yandan albüm resmi birdenbire büyük bir önem kazanm??t?r. Falnâme’de yer alan büyük boy kompozisyonlar bu türün tipik örnekleridir. I. Ahmed Albümü (TKSM, B.408) ise hiçbir metne ba?l? olmayan tek tek figürlerin ya da günlük hayatla ilgili konular?n i?lendi?i örneklerden olu?ur. Bu albümdeki sayfalardan birinde tek tek figürlerin bir araya topland??? görülür. Çe?itli tipte insanlar giyim özelliklerini belirtmeye özen gösterecek biçimde i?lenmi?tir. Bu resimlerde serbest bir anlat?m üslubuna tan?k olunur. Geleneksel anlat?m tarzlar?ndan ayr?lan bu tür serbest üslup örneklerine 18. yüzy?l ba??ndan günümüze tek sayfa halinde kalan sahnelerde de rastlanmaktad?r. Erkekleri aç?k havada e?lenirken gösteren bir minyatür bu serbest üslubu yans?tmaktad?r. Bu türe giren ilginç örneklerden birinde de Galata Mevlevihanesi’nde sema eden Mevleviler tasvir edilmi?tir. Ney ve kudüm çalanlarla semay? seyredenlerin arkas?nda yelkenlilerin geçti?i bir deniz görünümüne yer verilmi? olmas? ilginçtir. Bir ba?ka sayfada ise daha önce minyatürlere konu olmam?? bir ya?am kesiti, bir meyhane sahnesi tasvir edilmi?tir.

18. yüzy?l?n en ünlü minyatür ustas? nakka? Levnî’dir. Levnî çe?itli milletten, meslekten kad?n ve erkek figürünü resimledi?i çok say?da örnek b?rakm??t?r. Sanatç?, yapt??? tek figürlerde konuya uygun bir çizgi ritmi yaratmay? ba?arm??t?r. Levnî’nin en tan?nm?? eseri iki kopya olarak haz?rlad??? Surnâme’dir (TKSM, A.3593). Bu kitapta yaz?l? ve bol resimli olarak I?I.Ahmed’in o?ullar?n?n sünnet dü?ünü anlat?lm??t?r. Dü?ün bu kez Okmeydan?’nda düzenlenmi?ti. I?I. Murad dönemindeki dü?ünde oldu?u gibi 1720 tarihli bu dü?ünde de ?enli?e bütün ?stanbul esnaf? kat?lm??, çe?itli hünerler sergilemi?ti. Süslenmi? koçlar?yla celep ve kasaplar?n geçi?ini gösteren minyatür, esnaflar? temsil eden ilginç bir ornektir. Bir ba?ka minyatürde görüldü?ü gibi, yukardan a?a?? k?vr?mlar çizerek ilerleyen esnaf alay?n?n içinde yar?s? kad?n yar?s? erkek dev kuklalar, köçekler de yer al?yor, bunlar geçit türenine ayr? bir merak ve ne?e kat?yorlard?. Kâ??thane sefalar?ndan e?lenceye aç?k olan ?stanbul halk? ak?n ak?n Okmeydan?’na geliyor, günlerce süren ?enlikle yak?ndan ilgileniyordu. ?enlikte deniz e?lenceleri de önemli bir yer tutuyordu. Haliç’in iki yakas? aras?nda gemi direklerine gerilmi? halatlar üzerinde arabalar geziyor, cambaz çengiler oyunlar oynuyorlard?. Padi?ah ve küçük ?ehzadeler bu e?lenceleri Aynal?kavak Kasr?’ndan izliyorlard?. Levnî yüzlerce de?i?ik sahneyi içeren Surnâme minyatürlerinde konuyu de?i?ik yönleriyle ele almay? ve onlara esprili bir anlat?m çe?nisi katmay? ba?arm??t?r.

Bat?’ya aç?l???n yo?unla?t??? Lale Devri’nde minyatür sanat?nda hem Bat? resmi tarz?nda ilginç geli?melere hem de giderek artan bir çökü?e tan?k olunur. Levnî’den sonra ad? an?lmaya de?er tek sanatç? Abdullah Buharî’dir. Pencereden Bakan Kad?n adl? resmi bu geli?en üsluba ilginç bir örnektir. Kad?nlar?n ya?ant?s?n? konu alan Zenannâme’de (?ÜK, T.5502) bu etkilerin daha da artt???, Bat?’n?n konulu manzara resimlerini an?msatan sahnelere yer verildi?i görülür. Ayn? eserde yer alan bir do?um sahnesi, ele al?nmaya ba?lanan yeni konulara ilginç bir örnektir.

19. yüzy?l boyunca minyatür sanat? çökü?ünü tamamlam?? ve yava? yava? yerini Bat? resim tekni?iyle yap?lm?? ya?l?boya tablolara b?rakm??t?r.
 

Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
 

  Tezhip Sanat?

Tezhip sözcü?ü, Arapça’da alt?nlamak anlam?na gelir. Genelde ka??t üzerine alt?n ve çe?itli renklerle yz?l? ve bas?l? eserlerin da??lmadan saklanmas?, yapraklar?n?n y?pranmas?n? önlemek için yap?lan koruyucu sert kapaklara “Cilt” denmektedir. Ffigürsüz olan süslemeler “Tezhip” olarak adland?r?l?r.

Tezhip en çok el yazmas? kitaplarda kullan?lmakla birlikte tek levha halindeki yaz?lar?n çevresinin de tezhiplendi?i görülür. Bu süsleme, kitap içinde en çok ba? sayfalarda kullan?lm??t?r. Çok özen gösterilen kitaplarda ba?taki iki sayfada yaz?ya ayr?lan küçük bir bölümün d???nda, tüm alan?n tezhiple kapland??? da görülür. Özellikle Kur’an-? Kerim’in ilk iki sayfas?n?n bu tür bir süsleme ile doldurulmas? adeta bir kural haline gelmi?tir. Kur’an-? Kerim’in d???ndaki kitaplarda ise genellikle metnin ba??nda tezhipli bir besmele bölümü koymak yeterli olmu?tur. Bu tür ba? sayfalarda besmelenin zemini ve çerçevesi de tezhiplidir.

Ayr?ca ço?u kez yaz?n?n üst k?sm?nda tezhipli bir tepelik bölümü yer al?r. Kitapta metin k?sm?ndan önce gelen bir ya da iki sayfa daha fazla tezhipli olabilir. Bu tür sayfalarda genellikle yaz? bulunmaz, figürsüz süsleme tüm sayfay? kaplar. Ortas?nda yaln?zca madalyon biçiminde bir süslemenin yer ald??? örnekler de vard?r. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan Hünername’nin (H.1524) zengin bir biçimde süslenmi? sayfas?nda cetvelle çevrili, yaz? yazmaya ayr?lm?? bölümün ortas?nda “?emse” denilen oval bir madalyon yer almaktad?r. Ayr?ca kö?elikler ve zengin bir çerçeve de düzenlemeyi tamamlam??t?r. Bunlar?n d???ndaki alan ço?unlukla bo? b?rak?l?rd?. Bu örnekte ise ebru denen mermer taklidi süsleme ve bunun üstüne serpilmi? alt?n yani zeref?an bulunmaktad?r.

Bazen ilk sayfada bir çiçek ya da çiçek buketi yer al?r. Bu, özellikle 18. yüzy?l ve sonras?nda kullan?lm?? bir yöntemdir. Çiçekler, dönemine göre az ya da çok natüralist i?lenmi? olabilir. En s?k kullan?lan çiçek ise güldür. ?stanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan yazmada (A.5668) ise oldukça stilize i?lenmi? bir zerrinin kar??l?kl? iki sayfada simetrik olarak yer ald??? görülür.

Kitab? tan?t?c? ve kimin için yaz?ld???n? belirten bilgiler de tezhipli madalyonlar içinde yer alabilir. Bu tür sayfalara “Zahriye”, bu amaçla yap?lan süslemeye ise zahriye tezhibi denir.

Kur’an-? Kerim en çok tezhiplenen kitapt?r. Kur’an yazman?n ve süslemenin sevap say?lmas?n?n bunda büyük etkisi vard?r. Özel önem verilmi? pek çok örnekte ba?taki ilk iki sayfan?n tamam?n?n yan? s?ra sure ba?l?klar? da tezhiplenmi?tir. Surenin ad?n?n belirtildi?i yaz? ise, farkl? bir renkle örne?in beyaz ya da alt?nla yaz?l?r ve bu yolla normal metinden ayr?l?r. Yaz?dan arta kalan bölümde ise dönem üslubunun gere?i olan süslemeler yer al?r.

Hattat?n ad?n? veren sayfaya ise “Ketebe sayfas?” denir. Bu sayfada ço?u kez kitab?n hattat taraf?ndan kopya edili? tarihi de vard?r. Ketebe, tam sayfada yer ald??? gibi, yaln?zca bir bölümde de bulunabilir. Topkap? Saray? Kütüphanesi’ndeki Kur’an’?n (E.H.148) ketebe sayfas?nda hattat?n ad? dekoratif bir çerçeve içine beyaz renkle yaz?lm??t?r. Bu, 16. yüzy?l?n ünlü hattatlar?ndan Amasyal? ?eyh Hamdullah’?n ketebesidir.

Sayfa tam dolmadan metin k?sm? bitti?i zaman kalan bo?luk, tezhipli bir madalyon ya da ba?ka bir süsleme ile doldurulur. S?k rastlanan ba?ka bir yöntem ise sat?rlar?n gitgide daha k?sa yaz?lmas? ve yaz?n?n üçgen biçiminde bitmesidir. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an’da (EH.70) ise de?i?ik bir yol izlenmi?tir. Bu örnekte son sat?rlar ketebe ve tarihe ayr?lm??, tezhip ise altta kare bir çerçeve içinde yer alm??t?r.

Kur’an-? Kerim’de ayet sonlar?ndaki noktalar yani duraklar da belirtilmi?tir. Bu duraklar ço?u kez tezhiple süslenmi?tir. Erken ve klasik dönemlerde yal?n olan duraklar, 18. yüzy?ldan ba?layarak daha özenli bir hal alm??t?r. Sanatç?, bu küçük madalyonlarda geni? hayal gücünü ve yaratma zenginli?ini sergileme f?rsat? bulmu?tur.Tezhip niteli?inde süsleme kitab?n hemen her yerinde bulunabilir. Çok özenli baz? örneklerde sayfalar? korumak için yerle?tirilen ince ka??tlarda bile alt?nla yap?lm?? süslemelere rastlan?r.

Kitap sayfalar?n?n yan? s?ra duvara as?lmak için haz?rlanan levhalarda da tezhip kullan?lm??t?r. Hilye-i ?erifler, hattat diplomas? niteli?indeki yaz?lar da bu grupta toplanabilir. Bu tür levhalarda yaz? aras?nda kalan bo?luklar çe?itli biçimlerde tezhiplenir. Giderek, düzenlemenin tümü de tezhipli bir çerçeve içine al?n?r. Ferman ve tu?ralar da tezhiplenmi? yaz?l? örnekler aras?nda yer al?rlar.

Klasik bir tezhip, alt?n ya da lacivert zemin üzerine rumi veya çiçek bezemelidir. Ayr?ca zenginle?tirici yöntemler de kullan?lm??t?r. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan EH. 308, 309, 311 no.lu yazmalarda bu zenginle?tirici yöntemlerden birine tan?k olunur. Sayfan?n kenar?ndaki alt?n çerçeveli k?s?mda i?ne arkas? ile bast?r?larak olu?turulan noktalar?n yüzeyden farkl? bir biçimde par?ldamas?yla de?i?ik bir görüntü yarat?lm??t?r. Tezhibin bitti?i yerde ise ka??d?n zemin rengine geçi?i yumu?atmak için t??lar kullan?lm??t?r. Bu ögenin ikinci bir tezhip say?labilecek kadar yüklü örnekleri de vard?r. T??, genelde ince bir çizgi ve bunu zenginle?tiren nokta, çizgi ya da küçük çiçeklerden olu?ur. Baz? yazmalarda t??lar?n a??r? derecede abart?ld??? da görülür.
Bir tezhip türü de Halkâr’d?r. Bu sözcük, Farsça’da alt?nla süsleme anlam?na gelmektedir. Alt?n?n az ya da çok yo?un, ince ya da kal?n çizgiler halinde kullan?lmas? ile farkl? renk etkileri yarat?labilir. Genellikle az renk kullan?l?r ve yumu?ak tonlar tercih edilir. Klasik tezhip ile halkâr?n birlikte kullan?ld??? örnekler de bulunmaktad?r.

Tezhiple birlikte kullan?lan bir ba?ka teknik ise sayfa yanlar?nda ya da yaz? levhalar?n?n çevresinde yer alan “Ebru”dur. Ebru pek çok ki?inin çocuklu?unda denedi?i bir yöntemin geli?mi? biçimidir. Boyalar bir s?v? üzerine yay?l?r ve daha sonra ka??t bu s?v?ya de?dirilerek soyut bir tak?m biçimler elde edilir. Kat?? ise daha az tan?nm?? bir tekniktir. Bu teknikte, yaz? ya da süsleme ka??d?n oyulmas? ile elde edilir.

Tezhibin ana malzemesi alt?nd?r. Alt?n, varak yani ince yapraklar halinde ka??t aras?nda saklan?r. Bu tür alt?n do?rudan do?ruya yap??t?r?larak kullan?labilir. Ama ince desenler için ezilerek kullan?l?r. Bir pota içinde Arap zamk? ve su ile parmakla ezilir, daha sonra zamk?n fazlas?n?n al?nabilmesi için suyla kar??t?r?l?r. Alt?n zerrecikleri dibe oturunca üstteki suyun fazlas? ak?t?l?r. Kalan az miktarda su ise tozdan korunmu? bir yerde kurumaya b?rak?l?r. Böylece alt?n, boya gibi f?rça ile sürülebilecek bir malzeme haline gelir. Ye?il alt?n ya da gümü? de renk etkileri elde etmek için yanyana kullan?labilir. Ancak gümü?, ka??d?n zamanla bozulmas?na neden olur.

Bir tezhibin haz?rlanmas?nda izlenen klasik yol ?öyledir: ?nce ka??t üzerine bir desenin tümü ya da yinelenen bölümlerinden yaln?zca biri çizilir. Deseni olu?turan çizgiler, birer milimetre kadar aral?kla i?ne ile delinerek bir kal?p haz?rlan?r. Bu kal?p, süslenecek yüzey üzerine yerle?tirilir. ?nce kömür tozu dolu küçük bir torbac?k, kal?p üstünde gezdirilir ve noktalar?n yüzeye geçmesi sa?lan?r. Noktalar?n aralar? da ince kalemle birle?tirilerek desen ana yüzeye geçirilir. Boyama i?lemine alt?nla ba?lan?r. Hafif jelatinli su ile suland?r?lan alt?n, f?rça ile sürülür. Alt?n?n parlamas? için de “Zermühre” denen bir alet kullan?l?r. Bu, parlak yüzeyli bir ta?t?r. Bunun için genelde akik tercih edilir. Bir sapa oturtulan bu ta??n yüzeye sürülmesi ile alt?n parlak bir görünüm kazan?r. Daha sonra çok ince bir f?rça kullan?larak konturlar çizilir. Bu konturlara tahrir denir. Konturlar?n çizilmesiyle zemin renklerinin alt?n yüzeye akmas? bir derece de olsa önlenmi? olur. Sonra s?ra zemin k?s?mlar?n?n renklendirilmesine gelir. Zeminde genellikle lacivert kullan?l?r. Bu bir ölçüde dönem üslubuna ve sanatç?ya göre de de?i?ir. En sonunda renkli ayr?nt?lar eklenir, t??lar çekilir, zeminde serpme, nokta ya da tarama gibi son rötu?lar yap?l?r.

Türk tezhip sanat?n?n Anadolu Selçuklulardan ba?layarak Osmanl?lara kadar uzanan bir geçmi?i vard?r. En erken tarihli örneklerden biri, bugün Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan 1131 tarihli bir Kur’an-? Kerim sayfas?d?r. Sayfan?n çerçevesi “Selçuklu geçmesi” denen örgülü bir bordürden olu?mu?tur. Bu çerçevenin içinde kalan bölüm ise geometrik madalyonlara bölünmü?tür. Geometrik madalyonlar?n içinde ise beyaz kufî yaz?lar yer almaktad?r. Geometrik süsleme, geçme motifleri ve kufî yaz?n?n dekoratif kullan?l??? Selçuklu tezhibinin karakteristik özellikleridir.

Topkap? Saray? Kütüphanesi’ndeki 13. yüzy?la ait Kur’an’da (B.5) tarama niteli?indeki bir süsleme üzerinde çok dekoratif iri kufî yaz? kar??m?za ç?kar. Kufî yaz?, oval bir madalyon içinde sure ba?l???nda da kullan?lm??t?r. Bu örnekte alt?nla çerçeveli yaz? bölümünde ise gösteri?li duraklar dikkati çekmektedir. Selçuklu tezhibi için karakteristik olan bir durum da cedvel d???ndaki yuvarlak madalyonlard?r. Birbirine biti?ik iki kareden olu?an “Cedvel d??? gülü” de dönemin sevilen bir formudur. Yine ayn? yap?t?n ba?lang?ç sayfas? tezhibinde ise geometrik süsleme egemendir. Palmet, yar?m palmet ve rumi motifleriyle zengin bir görünüm yarat?lm??t?r. Burada Selçuklu dönemi süsleme sanat?n?n temel elemanlar? olan geometrik süsleme ve yar?m palmet motiflerinin bir arada kullan?ld??? görülür.

13. yüzy?ldan çok say?da tezhipli kitap kalm??t?r ama hangilerinin Anadolu kökenli oldu?unu söylemek pek mümkün de?ildir. Topkap? Sarap? Kütüphanesi’ndeki Kur’an-? Kerim (K.357), Anadolu kökenli oldu?u kesinlikle bilinen az say?daki örnekten biridir. Ba?taki tezhipli sayfada sure ad?n?n bulundu?u bölümün ve alt bo?lu?un tezhipli oldu?u görülür. Bu örnek, palmet, yar?m palmet, rumiler ve alt?n zemin üzerinde sulu karmen k?rm?z?s? gölgeleriyle tipik bir Anadolu Selçuklu yap?t?d?r. Topkap? Saray? Kütüphanesi’ndeki 14. yüzy?la ait oldu?u san?lan yazman?n (A.577) ba? sayfa tezhibinde ise Selçuklu sülüsü denilen tipte beyaz yaz?lar kar??m?za ç?kar. Lacivert zemin ve canl? renklerle tüm sayfay? aral?ks?z kaplayan bu tezhip de dönemin tipik bir ürünüdür.

15. yüzy?l?n ilk yar?s?ndan Osmanl?lara ait pek az tezhipli örnek kalm??t?r. Bunlardan biri de Sultan I?. Murad için yaz?ld??? bilinen, müzik konulu kitapt?r. Ba?taki iki sayfada rumi ve küçük çiçekli tezhip tüm sayfay? kaplamaktad?r. Bu yap?t, klasik Osmanl? tezhiplerinin öncülerinden biridir. Ayn? kitab?n bir ba?ka sayfas?nda ise çe?itli tezhip düzenlemeleri bir araya getirilmi?tir. Yaz? oval bir madalyon içine al?nm??, tezhip için aç?k renk bir zemin tercih edilmi?tir. Rumilerin egemen oldu?u süslemeyi, küçük çiçeklerin olu?turdu?u zarif bir çerçeve s?n?rlamaktad?r.

Fatih Sultan Mehmed dönemi, birçok sanat dal?nda oldu?u gibi, tezhipte de bir doruk noktas?d?r. Fatih için haz?rlanan birçok yap?t, a??rba?l? ve olgun bir üslup sunar. Daha önceki dönemlerde Kur’an tezhipleri ön planda idi. Oysa Fatih döneminde bilim ve sanatla ilgili telif ve tercüme pek çok yap?tla kar??la??l?r. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan A.3282 no.lu yazman?n ba? sayfas?nda yap?t?n Fatih’in kitapl???na ait oldu?unu belirten tu?ral? mühür yer almaktad?r. Yine Fatih’in özel kitapl??? için haz?rlanm?? olan Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki yazman?n (Damat ?brahim Pa?a 819) zahriye sayfas?nda Fatih için haz?rland???n? belirten sat?rlar, ortada daire madalyon içinde yer almaktad?r. Bu örnek, sayfan?n tümünü kaplayan tipik bir Fatih dönemi tezhibidir. Topkap? Saray? Kütüphanesi A.2208 no.lu Unmuzac’da ise Fatih dönemi için tipik bir ba?l?k örne?i görülmektedir. Kufî besmele beyazla yaz?lm?? oldu?undan tezhibin içinde çok iyi belirmi?tir. Yaz?n?n zemininde k?vr?k dallar, tepelik olarak da rumilerden geni? bir bordür yer almaktad?r. T??lar?n yal?n olu?u ilginçtir. Zaten genelde süslemede a??r?ya kaç?lmad??? görülür.

16. yüzy?l, tezhip sanat?nda ba?ka bir aç?dan da doruk noktas?d?r. Bu dönemde metin k?sm?ndan önce gelen tam sayfa tezhipler çok zengin süslemelidir. Zeminde lacivert rengin egemenli?i azalm??t?r. Alt?n ve lacivert zemin hemen hemen dengededir. Rumiler ve çiçekler yine gözde formlard?r, ama i?çilik a??r? derecede incelmi?tir. Yüzy?l?n ba??na ait olan bir Kur’an’?n (Topkap? Saray? Küt. H.70/71) ba? sayfas?nda süslemenin a??r? yüklü oldu?u görülür. Sanatç? burada ustal???n? gösterme çabas?na giri?mi?tir.

16.yüzy?lda Kur’an-? Kerim tezhipleri ön plandad?r. Çok önem verilen örneklerde yaz?dan önce tezhipli iki sayfa bulunur. Ama normal örnekler, metnin ilk iki sayfas? ile ba?lar. Bunlarda ba?l?klar ve geni? çerçeveler yaz?y? adeta ikinci plana itmi?tir. 1523/24 tarihli, Kanuni için haz?rlanm?? olan ve bugün Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an (EH.58), alt?n zeminin a??rl?k kazand??? klasik bir tezhip örne?i say?labilir. Yap?t?n zahriye sayfas?nda ise Kanuni için haz?rland???n? belirten sat?rlar bir ?emse içindedir. Zemin renklerinin aç?k olu?u, genel görünüme bir hafiflik kazand?rmaktad?r. Ayn? yap?t?n bir ba?ka sayfas?nda da hattat?n ad? belirtilmi?tir. Tezhibi yapan ve müzehhip ya da nakka? ünvan?n? ta??yan ustan?n ad? çok s?k belirtilmez. Bu örnek, ?emsenin alt?ndaki salbek denilen k?s?mda nakka??n ad?n?n bulunmas?yla önem kazan?r.

Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan ve 1539/40 tarihli Guy-i Çevgân adl? yap?t?n ba? sayfas?nda ise yaz?, ka??ttan oymad?r. Çok zengin tezhibi a??r? süslü t??lar da desteklemektedir.Kalan bo?luklar ise serpme alt?nla doldurularak yüklü bir süsleme olu?turulmu?tur.

Ayn? kütüphaneye EH. 307 no. ile kay?tl?, 1579 tarihini ta??yan En’am-? ?erif’in ba? sayfas? ise oldukça yal?nd?r. Yaln?zca ba?l?k ve tepelik tezhiplenmi?tir. Oldukça farkl? teknikteki bu örneklerde de?i?ik bir yöntem kullan?lm??t?r. Önce zemin renklendirilmi?, alt?n daha sonra sürülmü?tür.

Ünlü hattat Ahmet Karahisari’ye ait Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an-? Kerim’de (YY 999/EH. 157) birbirinin e?i olan duraklar oldukça yal?nd?r. Ancak sayfa yan?ndaki güller ve sure ba?l?klar?n?n çok zengin ve çe?itli oldu?u görülür. Sayfa yan?ndaki a?er gülleri, oval madalyon ve t??lardan olu?an üçlü düzenleme, yaz?l? k?sm?n yüksekli?ini bile a?maktad?r.

Sure ba?l???nda 16. yüzy?l?n sevilen motiflerinden biri de Çin bulutu denen süsleme formudur. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an’da (EH.58) Çin bulutu küçük çiçeklerle birlikte kullan?lm??t?r. Sayfa kenar?ndaki oval bir ?emse biçimindeki hisib gülü, iki uçtan t??larla uzat?lm?? durumdad?r.

Yine Ahmet Karahisari’ye ait, Topkap? Saray? Kütüphanesi’ndeki Kur’an-? Kerim’in (YY 999) tezhibi saray nak?? atölyesinin ürünüdür. Burada atölyeyi yöneten ba? nakka? Karamemi’nin getirdi?i yeniliklerden biri görülür: Natüralist motifler süsleme sanat?m?za girmeye ba?lam??t?r. Yaz?n?n sa? ve solundaki bahar açm?? meyva dallar? bu aç?dan ilginç motiflerdir.

Karamemi, Kanuni döneminin süsleme sanat?na büyük etkisi olan bir sanatç?d?r. ?stanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ne T 5467 no. ile kay?tl? olan Kanuni’nin Muhibbi mahlas? ile yazd??? Divan, dönemin ba?ar?l? örneklerinden biridir. Bu yap?t?n 1566 y?l?nda tamamlanan nüshas?n?n ilk sayfas?nda Hatai olarak adland?r?lan geleneksel, stilize bitki motiflerinden olu?an güzel bir halkâr örne?i görülmektedir. Ayn? yap?t?n ba?ka bir sayfas?nda ise natüralist motiflerin klasik tezhibe girmeye ba?lad??? görülür.T??lardaki laleler bu aç?dan ilginçtir. Bir ba?ka sayfada da cedvel d???nda Karamemi atölyesinin ürünü tipik bir halkâr örne?i yer almaktad?r. Gül, karanfil, lale, sümbül türünden çiçekler natüralist üslubun habercileridir. Sayfa içindeki tezhipli küçük bölümlerde ise farkl? bir üslup dikkati çekmektedir. Karamemi ve yönetimindeki saray nak?? atölyesinin Osmanl? süsleme sanat?na natüralizmi getirdi?i bu örneklerden anla??lmaktad?r. Karamemi’nin ad?n?n bulundu?u sayfada ise lale, Manisa lalesi, karanfil ve güllerle adeta bir bahçe görünümü yarat?lm??t?r. Sanatç?n?n ad?, gül fidan?n?n kök k?sm?nda yer almaktad?r.

Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan Murakka Albüm’ün (EH. 2327) 17. yüzy?l sonu ya da 18. yüzy?l ba?lar?na ait oldu?u san?lmaktad?r. Bu albümde yaz?n?n fazla bo?ulmadan süslenmi? oldu?u dikkati çekmektedir. Zaten bir yaz?n?n tezhiplenmesinde yaz?-süsleme dengesinin kurulmas?, ba?ar? ölçülerinin ba?l?calar?ndan biridir.

18. yüzy?l tezhibinde çiçek önemli bir yer tutmaktad?r. Sayfan?n ortas?nda oldukça natüralist buketler ve tek çiçekler bu dönemde s?k s?k görülmeye ba?lar. Topkap? Saray? Kütüphanesi’de bulunan Hizb el-Azam (M 418) adl? dua kitab?nda ba?taki tam sayfa tezhibin zemini alt?nd?r. Natüralist ve stilize motifler ayn? düzenleme içinde kullan?lm??t?r. 18. yüzy?lda sayfa kenar?ndaki güller de natüralist birer küçük çiçek ya da bukete dönü?mü?tür.

Yine ayn? kütüphaneye EH. 55 no. ile kay?tl? olan 1785 tarihli bir Kur’an-? Kerim’in ba? sayfas? ise ilk bak??ta klasik bir tezhibe benzemektedir. Ancak dikkatle bak?ld???nda çiçeklerin egemen olmaya ba?lad???, rumi gibi klasik motiflerin önemini yitirdi?i görülür. T??larda bile çiçekler tercih edilmi?tir. Ayn? yap?t?n ilk sayfas?nda yer alan halkâr tekni?indeki gül goncas?n?n do?aya yak?n görünümü de ayr?ca dikkate de?er. Bu dönemde özellikle dua kitaplar?n?n ilk ya da son sayfalar?nda bu tür çiçek minyatürlerine oldukça s?k rastlanmaktad?r.
19. yüzy?lda Bat?l? ak?mlar, tüm sanat dallar?nda oldu?u gibi süsleme sanat?nda da a??rl?k kazanm??t?r. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan 1862 tarihli Kur’an-? Kerim’in ba? sayfas?nda Rokoko üslubu görülür. Alt?n zemin, iri yapraklar, stilize güller, i?ne arkas? ile yap?lm?? noktalarla Rokoko’ya özyü a??r? bir süsleme olu?turulmu?tur.

19. yüzy?l?n sonlar?nda ise ulusal ak?mlar yeniden sanat?m?za girmi?tir. Topkap? Saray? Kütüphanesi’nde bulunan ve ba? sayfas? klasik tutumla tezhiplenmi? olan Kur’an (MR 4) bu ak?m?n izlerini ta??r. Ancak matbaan?n yurdumuza girmesiyle birlikte tezhip yava? yava? önemini yitirmi?tir. Yine de özellikle dini kitaplar elle yaz?ld???ndan tezhip sanat? son zamanlara kadar varl???n? sürdürmü?tür.
 Çini Sanat?
Pi?mi? topraktan, duvar süslemesi, yer kaplamas?, kap-kacak v.b. sanat de?eri olan e?ya yapma.
Çinicilik tarihinde ilk a?ama, topraktan yap?lan e?yan?n pi?irilmesiydi. Bugüne kadar elde edilebilen bilgilere göre, bu tür çal??malar önce M.Ö. 6500 y?l?nda Anadolu ve Mezopotamya'da ba?lam??t?r. Mezopotamya uygarl???nda yap?lar?n d?? yüzleri tu?lalarla kaplan?yordu. Konya yak?n?ndaki Çatalhöyük kaz?lar?nda da pi?mi? topraktan yap?lm?? çok eski süs ve kullanma e?yas? bulundu. Çin'de, bu ülkenin bat?ya aç?lan giri? kap?s? say?labilecek Kansu'da yap?lan kaz?larda yakla??k olarak M.Ö. 2400-2500 y?llar?na ait pi?mi? topraktan e?ya ortaya ç?kar?lm??t?r.
Bugünkü anlam?yla çinicilik, yani özel çamurlardan (kaolin [bir tür kil], kuvars ve kireçta??) yap?lm?? e?yan?n yüksek derecelerde (1300 derece) pi?irilmesi, s?rlanmas? ve süslenmesi göz önüne al?nd???nda, çinicilik tarihi ancak XII. yüzy?la kadar götürülebilmektedir. Ancak pi?mi? toprak e?yan?n s?rlanmas? ve süslenmesi bak?m?ndan Cilâl?ta? Devri (Neolitik Ça?) ba?lang?ç say?labilir.
Ara?t?rmac?lar?n bulgular?na göre çinicilik Anadolu ve Mezopotamya'dan ?ran'a geçmi?, oradan da do?uya yay?lm??, Türkistan'da yayg?n bir sanat halini alm??t?r. Çinicili?i Avrupa'da yayanlarsa Araplard?r. Araplar?n ?spanya'daki egemenli?i s?ras?nda Granada, Valencia, Paterno gibi ?ehirler bu i?in merkezi haline gelmi?, ayn? dönemde, yani XIV. yüzy?lda, çinicilik buradan Avrupa'ya do?ru yay?lma?a ba?lam??, XV. yüzy?lda Sicilya'dan Floransa'ya geçmi?tir. XVIII. yüzy?lda Fransa'da, Almanya'da, Macaristan'da çinicilik yüksek düzeyde bir sanat kolu olarak geli?mi?tir.
Türklerde iç ve d?? mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanat?, as?l büyük ve sürekli geli?mesini Anadolu Türk mimarisinde göstermi?tir. Çe?itli tekniklerle zenginle?en bu süsleme sanat?, hep mimariye ba?l? kalm??, onun üstünlü?ünü ezmemi?, ama renkli bir atmosfer yaratarak mekan etkisini artt?rm??t?r. Türk mimarisinde çini süslemenin kullan?m?n? çok eski tarihlere kadar indirebiliriz. Uygurlar?n, Karahanl?lar?n, Gaznelilerin, Harzem?ahlar?n ve özellikle ?ran’da Büyük Selçuklular?n mimarisinde çininin az da olsa kullan?ld??? bilinmektedir. Bu sanat dal?, Anadolu Selçuklular? ile çok yayg?n ve çe?itli tipteki mimari yap?tlar üzerinde büyük bir geli?me göstererek varl???n? günümüze kadar sürdürmü?tür. Her dönemin çini süslemesi, daha önceki dönemin teknik üstünlü?ünü sürdürmekle birlikte yeni teknik bulu? ve renklerle bu sanat? zenginle?tirmi?tir.
Anadolu Selçuklu mimarisinde dini yap?lar mozaik çini tekni?i ile süslenmi?tir. Bu teknikte firuze, mor, ye?il, lacivert renkte s?rlanm?? çinilerden istenen örne?e göre kesilmi? parçalar alç? zemin üzerinde bir araya getiriliyordu. Selçuklu kö?k ve saraylar? ise, y?ld?z, haçvari, alt?gen, kare, dikdörtgen gibi geometrik çini levhalarla kaplanm??t?r. Selçuklular ayr?ca, s?r üstüne uyguland???nda metalik bir par?lt? veren “Perdah” tekni?ini geli?tirmi?lerdir. Dini yap?lar?nda ise geometrik kompozisyonlar?n yan?nda, rumi ve palmet gibi soyut bitkisel motifli k?vr?k dallara da yer vermi?lerdir. Ayr?ca, çok etkili iri kufî ve sülüs yaz?larla yap?lan süsleme de önemli bir yer tutar. Anadolu saraylar?ndaki çini süslemeler ise çe?itli duru?larda insan, av hayvanlar?, ku?lar, çift ba?l? kartal, ejder, sfenks gibi aralar?nda efsanevi yarat?klar?n da bulundu?u zengin bir figür kolleksiyonunu gözler önüne sermektedir. Selçuklu döneminde çini süslemenin merkezi Konya olmu?tur. ?lk örneklerde tu?la ve s?rl? tu?la kullan?lm??t?r. Ama, k?sa bir süre içinde kesme mozaik çininin bütün yüzeyleri kaplamas? ile üstün bir düzeye var?lm??t?r.
Anadolu’da çini süslemeyi içeren erken tarihli önemli yap?lardan biri, Sivas Keykavus ?ifahanesi’ndeki türbedir. Selçuklu sultan? I. ?zzeddin Keykavus’un yatt??? bu türbenin cephesi, Sultan’?n ölümünü bildiren yaz?l? levha çinileri ve mozaik çini süslemeleri ile görkemli bir görüntüye sahiptir. Geometrik kompozisyonlar?n a??rl?kta oldu?u bu yap?da, kaz?ma tekni?i ile yap?lm?? iki küçük kartu? içinde ustan?n Marendli oldu?u belirtilmi?tir.
13. yüzy?ldan kalma Eski Malatya Ulu Camii’nin kubbeli mekan? ile eyvan ve avlu reva??ndaki çiniler, mimariye ba?l? olan bu süslemenin ba?ar?l? ve görkemli birer örne?idir. Kaz?ma tekni?inde yap?lm?? çini kitabelerde belirtildi?i gibi, ustalar?n Malatyal? olu?u, bu sanat?n art?k Anadolulu sanatç?larca da ba?ar? ile uyguland???n? ortaya koymaktad?r.
Anadolu Selçuklular?n en önemli merkezi olan Konya’daki mimari yap?lar? süsleyen çiniler, kentin bu sanat dal?nda da seçkin bir merkez oldu?unu göstermektedir. Alaeddin Cami’nin mihrab?nda ve kubbeye geçi? bölgesinde çini süslemeler bulunmaktad?r. Ayr?ca S?rçal? Medrese’nin (1243) eyvan?ndaki mozaik çini süslemeler, kitabede Tuslu bir sanatç?n?n isminin olmas? aç?s?ndan önemlidir. ?ran’?n Tus kentinden gelmi? bir aileden olan bu sanatç?n?n Anadolu’da Konya ve çevresinde etkinlik gösterdi?i, öteki yap?tlarda görülen benzerliklerden anla??lmaktad?r.
Konya Karatay Medresesi (1251), Selçuklu döneminde mozaik çini sanat?n?n ula?t??? üstün düzeyi, özellikle kubbede olmak üzere, yap?n?n hemen her bölümünü kaplayan mozaik çini süslemeleri ile gözler önüne serer. Kompozisyonlara dikkatle bak?ld???nda, bu yap?daki mozaik çinilerin ciddi ve bilinçli bir biçimde yerle?tirilmi? oldu?u anla??l?r.
Yine Konya’daki Sahip Ata Camii ve Külliyesi’nin (1258-1283) çini süslemeleri, Selçuklu dönemindeki geli?imi vemimarideki yayg?n kullan?m? gözler önüne sermektedir. Caminin mihrab?, minarenin gövdesi, türbenin içindeki lahitler, kemerler, ajurlu pencere ?ebekeleri hep Selçuklu çini sanat?n?n seçkin örnekleri ile kapl?d?r. Bu örneklerde bitkisel motiflerin daha geni? alanlar? kaplad??? görülmektedir.
Sivas’taki Gök Medrese (1272) ise, Selçuklu çini sanat?n?n 13. yüzy?l?n sonuna do?ru vard??? noktay? gösterir. Eyvan tonozunun içi, mozaik çininin kabartma olarak da uyguland???n? ortaya koyar. Ayr?ca eyvan?n arka duvar?n?n süslemesi, daha önce ?ran’da Selçuklu yap?lar?nda görülen sade tu?la süsleme yerine, Anadolu’da tümüyle mozaik çini kullan?ld???n? göstermesi aç?s?ndan ilginçtir. Tokat’taki Gök Medrese’nin eyvan cephesindeki çiniler ise, Selçuklu dönemi mozaik çinilerinde kullan?lan motiflerin bir özetini vermektedir. Çay kasabas?ndaki Ta? Medrese’nin (1278) giri? eyvan?nda k?rm?z? tu?la ve firuze çiniden kesilmi?, lotus-palmetli bir friz vard?r. Mihrab?ndaki çiniler ise, Türk çini sanat?nda ilk ve son kez uygulanm?? olan bir süsleme biçimini sunar. Firuze ve mor renkli çinilerle olu?turulan ve Bizans sanat?nda görülen bir dü?üm motifi, içinde “Allah” ve “Ali” yaz?l? sekiz kö?eli y?ld?zlarla birle?tirilerek orijinal bir düzenleme yarat?lm??t?r.
Ankara’daki Arslanhane Camii’nin görkemli mihrab? ise, 13. yüzy?l sonunda var?lan zenginli?i ve teknik geli?meyi belirtir. Firuze ve lacivert renkli mozaik çininin kullan?ld??? mihrapta, alç? süsleme de önemli bir yer tutar.
Selçuklu dönemi saray ve kö?kleri, ne yaz?k ki, günümüze sa?lam olarak gelememi?tir. Ama yap?lan kaz?lar sonucunda bu yap?lar?n zengin çini süsleme ile kapl? olduklar? anla??lm??t?r. Konya’da Alaeddin Kö?kü denilen, fakat I?. K?l?çarslan zaman?nda in?as?na ba?lanan yap?n?n kal?nt?lar?nda, Anadolu Selçuklu sanat?nda yaln?z burada kullan?lan “Minaî” ad? verilen teknikle yap?lm?? çiniler bulunmu?tur. Bu çinilerin hamuru sar?mt?rak renktedir, hamurun içinde ise ba?lay?c? olarak, alkalili kireç kullan?lm??t?r. Çok iyi yo?rulan hamur, levha haline getirilir ve astarlanmadan s?rlan?rd?. Yedi rengin kullan?ld??? bu çinilerde, yüksek ?s?ya dayanan ye?il, koyu mavi, mor ve firuze renkler s?r alt?na boyanarak daha sonra desen yap?l?rd?. Ard?ndan siyah, kiremit k?rm?z?s?, beyaz ve alt?n yald?zla s?r üstüne yeniden boyanarak daha hafif bir ?s?da tekrar f?r?nlan?rd?.
Uygulanmas? çok zor olan bu teknikle ortaya kaliteli ürünler ç?k?yordu. Bu teknikle yap?lm?? y?ld?z, haç biçimli baklava ve kare çini levhalarda, Selçuklu dönemi saray ya?am?n? yans?tan taht ve av sahnelerinin yan?nda çe?itli hayvan ve stilize bitkiler de görülmektedir.
Sultan I. Alaeddin Keykubad taraf?ndan yapt?r?lm?? Kayseri Keykubadiye (1224-26) ve Bey?ehir Kubad Abad (1226-37) saraylar?nda ise kare, sekiz kö?eli y?ld?z ve haçvar? çini levhalar, s?r alt?na boyama ve s?r üstüne madeni par?lt? veren perdah tekni?i ile yap?lm??lard?r. Keykubadiye Saray?’nda geometrik motiflerin yan?nda, firuze s?r alt?na siyahla helezonlar yapan k?vr?k dall? süslemelerin bulundu?u kare çiniler de kullan?lm??t?r. Bey?ehir’deki Kubad Abad Saray? ise çok say?da figürlü çini içeriyordu. Perdah tekni?i bu yap?da da kullan?lm??t?r. Bu teknikte desen, mat beyaz ya da mor ve firuze s?rl? çininin üstüne gümü? ya da bak?r oksitli bir kar???mla i?leniyor, çini alçak bir ?s?da yeniden f?r?nlan?yordu. Böylece, oksitlerdeki maden kar???m? ince bir tabaka halinde çini yüzeyindeki süslemeyi kapl?yordu. Haçvari çiniler aras?na yerle?tirilen sekiz kö?eli y?ld?z biçimli levhalar, çok çe?itli insan ve hayvan figürlerini içeriyordu. Bu örnekler, Selçuklular?n dünyasal ve sembolik anlamlarla zenginle?en bir tasvir anlay???n? sergilemektedir.
Beylikler döneminde çininin kullan?m?, Selçuklulardaki kadar görkemli de?ildir. Ama baz? örneklerde, bu sanat?n yine de ba?ar?s?n? sürdürdü?ü görülür. Özellikle E?refo?lu Beyli?i’nin Bey?ehir’deki Camii (1299) ve biti?i?indeki türbe (1301), bu dönemin en görkemli çini süslemelerine sahiptir. Camiye giri?i sa?layan ve kitabeyi ta??yan iç kap?, tümüyle mozaik çini kaplamas? ile çini sanat?n?n zaferini vurgulayan bir tak gibidir. Türbenin kubbesini kaplayan mozaik çinilerde art?k, grift bitkisel motiflerin egemenli?i ba?lam??t?r. Burada mozaik çininin be?gen levhalar halinde uygulanm?? olu?u da teknik bir özelli?i gözler önüne serer.
Mozaik çini süsleme, Ayd?no?lu Beyli?i’nin Birgi Ulu Camii’ndeki (1313) mihrap ve mihrap önü kubbesini ta??yan kemer al?nd???nda da sürer. Ayn? beyli?in Selçuk’taki ?sa Bey Camii’nde (1374) ise, mihrap eksenindeki birinci kubbeye geçi? bölgesi, tu?la ve y?ld?z biçimli çinilerle kapl?d?r.
Mozaik çini süsleme, Selçuklu sanat?n?n en yak?n izleyicisi olan Karamanl? Beyli?i’nde de vard?r. Ama bu kez, alç? süsleme içine kak?lm?? olarak kullan?lm??t?r. Konya’daki Hasbey Darülh?ffaz?’n?n (1421) mihrab? ve kubbeye geçi? bölgesindeki mozaik çiniler, Selçuklu dönemi özelliklerini sürdürür. Ancak Karaman’daki ?brahim Bey ?mareti’nin (1433) bugün ?stanbul Çinili Kö?k’te sergilenen renkli s?rla boyama tekni?inde yap?lm?? gösteri?li mihrab?nda ise Osmanl? çini sanat?n?n etkilerini buluruz. Ayn? etkilere, Germiyano?lu Beyli?i’nin Kütahya’daki ?maret’ine biti?ik II. Yakup Bey Türbesi’nin (1429) yer ald??? setin bordürlerindeki, renkli s?r boyama tekni?i ile yap?lm?? dikdörtgen levha çinilerde de rastl?yoruz.
Osmanl?larda çini sanat? ba?lang?c?ndan beri çe?itli tekniklerin uygulanmas? ile büyük bir a?ama ve zenginlik göstermi?tir. Bursa Ye?il Cami (1419-22) ve külliyesinin çini süslemeleri, ilk dönem Osmanl? sanat?nda çininin ula?t??? düzeyi sergiler. Bu yap?da kullan?lm?? olan “renkli s?r” tekni?inde desenin konturlar? k?rm?z? hamur üzerine derin kaz?larak ya da bask? ile bas?lmak suretiyle i?lenir, sonra renkli s?rlarla boyanarak f?r?nlan?r. Bir ba?ka ?eklinde ise k?rm?z? hamurlu levha, beyaz bir astarla astarland?ktan sonra desenin konturlar? krom, mangan kar???m? ?ekerli bir madde ile çizilir. Sonra renkli s?rlarla boyanarak f?r?nlan?r. F?r?nlanma sonucunda eriyen renkli s?rlar?n, kabaran konturlar sayesinde birbiri içine akmas? önlenir.
Beyaz, sar?, f?st?k ye?ili ve eflatunun kat?lmas?yla renklerde de bir zenginlik olmu?tur. Ayr?ca, hatayili kompozisyonlar ve ?akay?k gibi Uzak Do?u kökenli desenler çini sanat?na kat?lm??t?r. Bu yeniliklerin çini sanat?na kat?lmas?nda Ali bin ?lyas Ali’nin büyük pay? vard?r. Asl?nda Bursal? olan usta 1402’de Timur taraf?ndan Semerkant’a götürülmü?, orada yeni teknik ve üslubu ö?renerek, dönü?ünde de beraberinde getirdi?i Tebrizli ustalarla Bursa’daki ürünleri gerçekle?tirmi?tir. Ayr?ca Ye?il Cami’nin tümüyle çini kapl? hünkar mahfilinde, yine çini ile yaz?lm?? Muhammed el Mecnun ismi, bu bölümü yapan ustan?n iftaharla at?lm?? bir imzas? gibidir.
Ye?il Türbe’nin mihrab?ndaki iki ?amdan aras?ndan çiçeklerin f??k?rd??? vazo ve tepede as?l? olan kandil kompozisyonu, de?i?mekte olan süsleme üslubunu gözler önüne serer. Çelebi Sultan Mehmed’in tümüyle renkli s?r tekni?indeki çinilerle kapl? lahdi ise, çinili lahitlerin en görkemlilerinden biridir.
Bursa’daki Muradiye Camii ve Medresesi’nde (1425) ise daha k?s?tl? olan süslemeler, mozaik ve renkli s?rla boyama tekni?i ile çe?itli biçimde tek renk s?rl? levha çinilerden olu?mu?tur.
Edirne Muradiye Camii’nin (1436) çinileri ise, ilk dönem Osmanl? çini sanat?nda çininin geli?imini sergiler. Caminin mihrab?, saydam renksiz s?r alt?na mavi-beyaz teknikli çinilerin renkli s?r tekni?i ile birlikte kullan?m?yla olu?an teknik bir a?amay? göstermektedir. Mihrap içindeki dü?ümlü ?eritlerle çevrelenmi? zengin rumili k?vr?mlarda dönemin tezhip ve kalem i?i süslemeleri ile bütünle?en bir üslup birli?i sezilir. Bunun yan?nda, ço?u Uzak Do?u kökenli çe?itli bitkisel süslemeler, kompozisyonlara zenginlik katar. S?r alt?na mavi-beyaz süslemeli alt?gen çini levhalar, aralar?na yerle?tirilmi? olan üçgen biçiminde firuze renkli çini levhalarla birle?erek duvarlar? kaplar.
Edirne Üç ?erefeli Cami’nin (1437-47) avlusunda yer alan iki çini al?nl?ktaki levhalarda ?effaf s?r alt?na uygulanm?? mavi-beyaza firuze ve eflatunun da kat?ld??? görülmektedir. Küçük çiçekler, lehezonlar yapan k?vr?k dallar ve yaz?l? kitabeler, bu yap?daki süslemenin ana desenleridir.
15. yüzy?l?n renkli s?rla boyama tekni?i, 16. yüzy?lda, özellikle de ?stanbul’da sürer. Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi’nin (1522) çinilerinde, renkli s?rla boyama tekni?inde s?rs?z b?rak?lan bo? alanlar?n f?r?nland?ktan sonra k?rm?z? boya ile boyanarak renklendirildi?i anla??lmaktad?r. ?ehzade Mehmed Türbesi’nin (1548) içini kaplayan çini süslemelerde ise sütunlar, ba?l?k ve kaidesini içeren mimari formlar görülür. Burada sütunlar?n ta??d??? bir revak fikri tasvir edilmi?tir. Bu örnekler renkli s?r tekni?inin mimari ile ba?da?an en yayg?n kullan?m?n? gözler önüne sermektedir.
16. yüzy?l?n ikinci yar?s?ndan sonra tüm teknikler terk edilir. Yaln?zca “s?ralt?” diye adland?r?lan teknik kullan?lmaya ba?lan?r. Bu teknikte çini levhalara önce bir astar çekilir, sonra istenen örnek d?? çizgileri ile çizilir ve içleri arzulanan renklere boyan?r. Haz?rlanan çini levha, s?r içine dald?r?l?p kurutulduktan sonra f?r?na verilir. F?r?nda ince bir cam tabakas? halini alan saydam s?r?n alt?nda tüm renkler parlak bir biçimde ortaya ç?kar. Bu dönemde ayr?ca renklere ancak yar?m yüzy?l kadar sürecek olan orijinal bir mercan k?rm?z?s? da kat?l?r. Çok kaliteli bir teknik ve zarif bir desen anlay??? ile yap?lanbu çinilerde, art?k natüralist bir anlay??la çizilmi? lale, sümbül, karanfil, gül ve gül goncas?, süsen ve nergis gibi çe?itli çiçekler, üzüm salk?mlar?, bahar açm?? a?açlar, servi hatta elma a?açlar?, üstün bir yarat?c? güçle kompozisyonlar? zenginle?tirir.
Ayr?ca, hançer biçiminde k?vr?lm?? sivri di?li yapraklar ve bunlar?n aras?nda çe?itli duru?larda ku? figürleri, kimi zaman dabaz? efsane hayvanlar? yer al?r. Bu zenginle?mede hiç ku?ku yok ki, Osmanl? saray?na ba?l? nakka?lar?n yarat?c? gücü etken olmu?tur. Özellikle ?ahkulu ve Karamemi gibi nakka?ba??lar?n idaresinde çalü?an nakka?lar, çini ustalar? için çe?itli desenler yaratm??lard?r. Bu gür kayna??n olu?turdu?u Osmanl? saray üslubu, bu dönemde çe?itli sanat yap?tlar?yla birlikte çini sanat?nda da bir üslup bütünlü?ü sa?lam??t?r.
?stanbul Süleymaniye Camii’nin (1550-57) mihrap duvar?, k?rm?z? rengin ilk kez kullan?ld???, bahar açm?? dallar ve diplerinden f??k?ran lale, karanfil gibi natüralist çiçeklerin yer ald??? çiniler ile yeni üslubu aç?kça ortaya koyar. Mihrab?n iki yan?ndaki yaz?l? madalyonlar ise, dönemin büyük hattat? Karahisari ve ö?rencisi Hasan Çelebi’nin ürünleridir.
Rüstem Pa?a Camii (1561), 16. yüzy?l?n ikinci yar?s?nda çini sanat?na kaynak olacak bütün desenlerin sergilendi?i, mihraplar?n, duvarlar?n, payelerin tümüyle çinilerle kapland??? gösteri?li bir yap?d?r.
?stanbul Kad?rga’da Sokullu Mehmet Pa?a Camii (1571), çini süslemelerin kubbenin pandantifli geçi? k?sm?nda, pencere al?nl?klar?nda, mermer mihrab?n çevresinde duvarda ve minberin külah?nda yer almas? ile mimariyi ezmeyen ba?ar?l? bir düzenlemeye sahiptir. Bunun yan?nda, ?stanbul Piyale Pa?a Camii’nin (1573) çinili mihrab?n?n süslemeleri, dönemin kuma? desenleri ile olan benzerli?i sergiler.
Edirne Selimiye Camii’nin (1569-75) çinileri, 1572 tarihli fermanlardan anla??ld??? gibi, ?znik’e özel olarak sipari? edilmi?tir. Bu yap?, çini süslemenin mimari ile ba?da?an, mimari üstünlü?ü ezmeyen bilinçli yerle?tirili?ini en ba?ar?l? bir biçimde ortaya koyar. Mihrap duvar?, minber kö?kü duvar?, galerileri ta??yan kemerlerin kö?elikleri, pencere al?nl?klar? ve özellikle de hünkar mahfili, dönemin en kaliteli çinileri ile kapl?d?r. Hünkar mahfilinde ki çiniler, 16. yüzy?l?n ikinci yar?s?nda var?lan üstünlü?ü, bahar açm?? a?açlar ve elma a?açlar? ile taçland?r?r.
Üsküdar’da Atik Valide Camii (1583) mihrap duvar?n?n iki yan?nda yükselen çini panolar, vazodan ta?an çe?itli çiçekler ve bahar açm?? a?açlar? ile 17. yüzy?l çini sanat?na kaynak olacak güçtedir.
Çini sanat?nda, 17. yüzy?l?n ilk yar?s?ndan itibaren teknik aç?dan bir duraklama ve gerileme ba?lar. Mercan k?rm?z?s? kahverengiye dönü?ür, öteki renkler solar, s?r alt?nda akmalar görülür. S?r parlakl???n? yitirir, çatlaklar belirir, beyaz zemin de kirli ve benekli bir görünüm kazan?r. Desenler ise bir süre daha eski güçlerini korumakla birlikte, gittikçe inceliklerini yitirir ve donukla??rlar. Sa?lam siyah d?? çizgilerin yerini de ince mavi bir renk al?r.
?stanbul Sultan Ahmed Camii (1609-17), Türk çini sanat?n?n en parlak dönemine ait örneklerin topland??? son büyük yap?d?r. Bu yap?da kay?tlara göre, 21043 çini kullan?lm??t?r. Özellikle üst kat mahfillerinin duvarlar?n? kaplayan çini panolardan görülen bahar açm?? a?açlar, asma dallar? sar?lm?? servi a?açlar?, üzüm salk?mlar?, lale, sümbül, karanfil demetleri, Çin bulutlar? ile ku?at?lm?? iri ?akay?klar ve sembolik üç top desenleri, y?ld?zl? geometri geçmeler gibi çok farkl? motiflerin ayr? ayr? panolar halinde bir araya getirilmi? olmas?, bunlar?n toplanm?? çiniler oldu?u kan?s?n? uyand?rmaktad?r. Bu yap?da, 16. yüzy?l ikinci yar?s? ve 17. yüzy?l ba?? ?znik ve Kütahya çinileri bir arada kullan?lm??t?r.
Topkap? Saray?’n?n çinileri, Osmanl? çini sanat?n?n tüm dönemlerini toplu olarak gözler önüne serer. Fatih Sultan Mehmed taraf?ndan yapt?r?lan, ?imdi Arkeoloji Müzeleri bahçesinde yer alan Çinili Kö?k (1472), mozaik çini sanat?n?n ilk Osmanl? dönemindeki üslup geli?imini yeni kompozisyon ve renklerle gözler önüne seren an?tsal bir yap?d?r. Gösteri?li bir eyvan biçiminde d??ar?ya aç?lan giri? k?sm?nda, geometrik kompozisyonlar, iri kufî ve sülüs yaz?lar, etkiyi artt?rmaktad?r. Topkap? Saray? Arz Odas?’n?n cephesindeki renkli s?r tekni?inde yap?lm?? çiniler ise, 16. yüzy?l ba??ndaki örneklerin özelli?ini ta??r.
Topkap? Saray?’nda, 16. yüzy?l ikinci yar?s?n?n en kaliteli çinilerinin bulundu?u bölümlerden biri de H?rka-i Saadet Dairesi’dir. Bahar açm?? a?açlar üzerinde çifte ku?lu panolar, parlak k?rm?z? rengin geni? bir zeminde kullan?lm?? oldu?unu göstermesi aç?s?nan önemlidir. Sultan I?I. Murad Dairesi’ndeki (1578) çiniler, kubbe ete?ine kadar tüm duvarlar? kaplar. 16. yüzy?l ikinci yar?s?n?n bu kaliteli çinilerinde, beyaz zemin üzerine k?rm?z?, ye?il renklerin bulundu?u Çin bulutlar?, nar çiçekleri ve k?vr?k di?li yapraklar görülür. Ocak külah?n?n iki yan?nda yer alan bahar dall? kompozisyon ise, bulundu?u yere uygun bir biçimde yerle?tirilmi?tir.
1640 tarihli Sünnet Odas?’n?n cephesini ise çe?itli dönemlere ait çiniler süslemektedir. Art?k kaliteli çinilerin yap?lamad??? dönemde, bu yap?da, saray depolar?ndaki çiniler ya da ba?ka yerlerden sökülerek getirilenler kullan?lm??t?r. 1.20 x 0.34 m. boyutundaki yekpare çini panolarda, beyaz bir zemin üzerinde firuze ve mavinin tonlar?yla k?vr?k iri yaprak ve ?akay?kl? bir dal üzerinde çe?itli duru?ta ku? figürleri, alt k?sm?nda ise Uzak Do?u kökenli iki efsanevi geyik figürü bulunmaktad?r.
Saray nakka?lar?n?n desenlerine göre biçimlendi?i belli olan bu panolara benzeyen daha küçük boyuttaki bir panoda ise, bir vazodan ç?kan k?vr?k yaprakl? ve çiçekli bir dal üzerinde ku? figürleri bulunmaktad?r. ?lginç olan, bu panolar?n benzerlerinin 1639 tarihli Ba?dat Kö?kü içinde de yer almas?d?r. Ancak burada kompozisyon yekpare bir pano olarak de?il, yedi ayr? levhan?n birle?tirilmesiyle olu?turulmu?tur. Bu çiniler, biraz kabala?m?? üsluplar?na ve teknik aksakl?klar?na ra?men, Sünnet Odas?’ndaki 16. yüzy?l? ait orijinallerine bak?larak yap?lm?? oldukça ba?ar?l? kopyalard?r.
17. yüzy?l çini sanat?n?n desen aç?s?ndan henüz yarat?c? gücünü sürdürdü?ü Harem k?sm?nda, Valide Sultan ve ?ehzadeler Dairesi’ndeki çini kaplamalar, vazolardan ta?an çe?itli çiçekler ve bahar a?açlar? ile mekana bir cennet bahçesi görünümü kazand?r?r. 17. yüzy?l?n bu alandaki bir katk?s? da Mekke ve Medine tasvirlerinin Türk çini sanat?nda yer almas?d?r. Böyle bir pano, Valide Sultan ?badet Odas?’nda da bulunmaktad?r. Bu tür panolar?n kitabeli olmalar?, bunlara belge niteli?i de kazand?rmaktad?r.
Bu dönemde ?znik’in gittikçe azalan etkinli?inin yerini, Kütahya almaya ba?lam??t?r. Üsküdar Çinili Cami (1640) mihrab?, minberin külah? ve ni?li duvarlar? ile Kütahya çinilerinin ?znik ürünlerini an?msatan ba?ar?s?n? gözler önüne serer. ?stanbul Yeni Cami ve Külliyesi’nin (1663) çinileri ise, 17. yüzy?l?n ikinci yar?s?ndaki teknik gerilemeye ra?men, çok çe?itli desenlerin hâlâ kullan?ld???n? göstermektedir. Yap?n?n hemen her bölgesinde ye?il, firuze ve lacivert renklerin egemen oldu?u çinilere rastlan?r.
18. yüzy?l ba?lar?nda ?znik çinicili?i bir daha canlanamayarak son bulur. Sultan I?I. Ahmed ve Sadrazam Damat ?brahim Pa?a, Türk çini sanat?n? yeniden canland?rmak için giri?imlerde bulunurlar. ?stanbul Tekfur Saray?’nda, ?znik’ten getirilen ustaba?? ve f?r?n malzemeleriyle yeni bir imalathane kurulur. Ba?lang?çta ?znik çinilerinin benzerleri yap?l?r. Ama, bu deneme de çok k?sa sürer ve 25 y?l sonra Tekfur çinicili?i son bulur. Tekfur Saray? çinileri ad? alt?nda toplanan bu ürünlerin en ilginç örnekleri, Hekimo?lu Ali Pa?a Camii’nde (1734) ve Sultan I?I. Ahmet Çe?mesi’nin (1732) saça?? alt?nda bulunmaktad?r. Desen aç?s?ndan ?znik çinilerine benzemekle birlikte, Tekfur Saray? çinilerinin yap?m tekni?i ba?ar?l? de?ildir. S?rlar mavi bir ton alm??, çatlaklar belirmi?, renklerde de solma ve akmalar ba?lam??t?r. S?ralt? tekni?indeki bu çinilere o zamana kadar çini sanat?nda görülmeyen sar? ve turuncu da kat?lm??t?r.
K?sa ömürlü bu çaban?n yan?nda, Kütahya 18. yüzy?l boyunca tek çini merkezi olarak etkinli?ini sürdürmü?tür. Ama, saray sanat?n?n görkeminden uzak, daha çok halk sanat?n?n ?ematik üslubuna göre olu?turulmu? çiçek buketleri ve rozetler ortaya ç?km??t?r. Üsküdar Yeni Valide Camii (1708), Kütahya Hisar Bey Camii’nin 1750 y?l?ndaki tamiri s?ras?nda konulan çinileri, Antalya Müsellim Camii (1796) ve Topkap? Saray?’n?n çe?itli yerlerinde bulunan çiniler, bu dönemin özelliklerini yans?t?rlar.
Bu özellikler, Neo-Klasik üslubun egemen oldu?u 20. yüzy?l ba?lar?nda yeni bir canlanmaya de?i?ir. ?znik çinilerinin klasik desenlerine dönülerek, ba?ar?l? örnekler verilir. Eyüp’teki Sultan Mehmed Re?ad Türbesi’nin (1918) içini kaplayan çini panolar, asma yaprakl? servi a?açlar?, vazodan ta?an çiçekler, bahar a?açlar?, k?rm?z? renginde kat?ld??? renk çe?itlemesi ile bu yeniden canlan??? gözler önüne sermektedir.
Osmanl? çini sanat?n?n görkemli örnekleri, küçük çapta da olsa, 20. yüzy?l ba??nda yeniden ya?at?lmaya çal???lm??t?r. Kütahya çinicili?i ise günümüzde, zaman zaman Türk çini sanat?n?n parlak geçmi?ini an?msatan örneklerle varl???n? sürdürmektedir.
 
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z
Büyük halini görmek için t?klay?n?z

DÖVME SANATI
Günümüzde dövme yapt?rma istemini,ki?isel süslenme ve modayla tan?mlayabiliriz.Ancak dövmenin insanl?k tarihine ilk giri?i ?üphesizki bu kadar  basit de?ildi.
Dünyada, ilk sosyal ya?am?n örnekleri olarak kabul edilen, ilkel- komünal toplumla birlikte, son derece masum gereksinimlerden yola ç?karak; korkular?n?, be?enilerini ,isteklerini,inançlar?n?, geleneklerini,sosyal ve s?n?fsal statülerini çizgi ve i?aretlerle ç?plak bedenlerine, yine bir ba?ka insana ve do?aya göstermenin ifadesi olarak, ilk dövme uygulamalar? yap?lm??t?r.O günün ko?ullar?nda ilkel yöntemlerle yapt?klar? bu süslemeler insanl?k tarihinde yerini alm??t?r.
Do?aya kar?? verdi?i hayatta kalma mücadelesi için, zekice geli?tirdi?i; kesici,delici aletlerin ve ate?i kullanman?n yan? s?ra ,dövme ninde insan hayat?na bu ilklerle beraber girmesi, ayn? zekan?n ve ihtiyac?n bir ürünüdür.Yukar?da sayd???m hakl? gerekçelerle birlikte bedenlerine yapt?klar? çizimleride bir ileti?im arac? olarak kulland?klar?n? biliyoruz.
Dövme uygulamas?,kesintiye u?ramadan,günümüze kadar ula?mas?n?n konuya bir insani ihtiyaç olarak bak?lmas? gerekti?ini ortaya koymaktad?r.
Bedende giysinin olmad??? ortamda,vah?i hayvanlar? ürkütmek, avlanan hayvandan daha fazla pay almak, kabilede liderli?i güç ve üstünlü?ü, ortaya koymada yine benzer i?aretler vücutta kullan?lm??t?r.
?nsan topluluklar? aras?nda, yaz?n?n bulunmas?yla birlikte, dövme uygulamalar? daha bilinçli ifade biçimiyle güçlenip, sosyal ya?am?n olgular?n? ifade etmede ve d??a vurumunda daha belirleyici olmu?tur. Yaz?yla birlikte insan ya?am?da sosyal s?n?flara ayr?lm??,dövme bu zaman diliminde zengini ,fakiri ,köleyi,sahibi,askeri birimler aras?ndaki kademe ve rütbe farkl?l???n?, cesareti, mahkumu ,bekar?, ni?anl?y?, evliyi, dulu,bereketi,umudu ve umutsuzlu?u toplumun di?er bireylerine en k?sa ve en anla??l?r yöntemle anlatmak hep dövmeyle olmu?tur.
Dünyan?n en eski medeniyetleri içinde yer alan Türkler, M.Ö.'ki yüzy?llarda oba ya?am?ndan beyli?e ve daha sonra Anadolu da kurduklar? imparatorlukla dünya tarihinde yerini alm??t?r.Orta Asya da geli?en atalar?m?z, kurduklar? ya?am?n her alan?nda, dövme yi de yukar?da belirtti?im nedenlerle, en güzel biçimiyle bedenlerine uygulam?? ve ta??m??lard?r.
Kendilerine seçtikleri Budizm in kolu olan ?amanizm inanç biçimi Türk toplumunda dövmeyi daha anlaml? k?lm??t?r.?aman rahiplerin müritlerine yapt?klar? dövmelerle kötülü?ün ve u?ursuzlu?un bedenden uzakla?t?r?ld???na inan?l?rd?.Tanr?ya yak?n olman?n, ona inanman?n bir ifadesi olarakta , dövme Türk topluluklar?nda yayg?n bir biçimde kullan?l?rd?.
Ayn? tarihsel paralellikte yer alan, sahip olduklar? co?rafya nedeniyle daha yerle?ik düzeni olan Çinliler, dövme sanat?n? dünyada en iyi geli?tiren ve geni? kitlelere uygulayan ülkelerin ba??nda gelmektedir.Türklerin kendileriyle girdi?i askeri,siyasi,ticari ve insani ili?kiler nedeniyle, Türkler dövme uygulamas?nda teknik ve sanatsal olarak dahada geli?mi?tir.
Bulunduklar? co?rafyadaki, olumsuz iklimsel geli?meler Türkleri yeni yurt aray??lar?na iterken, Avrupa içlerine kadar ilerleyen Türk ak?nc?lar bu kültürü Avrupan?n ortas?na kadar ta??m??t?r.Bu ak?nlar?n uzun y?llar ilk yerle?im alanlar?ndan olan, özellikle bugün ki Macaristan da müzelerdeki günümüze kadar ula?an gravürlerde,Türk ak?nc?lar? uzun saçl?,küpeli ve dövmeli olarak tasvir edilmi?lerdir.
Mezapotamya,Anadolu ve Arap yar?madas?na yap?lan ak?nlar neticesinde Türkler yeni inanç biçimi olarak Müslümanl??? seçmi?lerdir.Bu tarihsel süreçte Arap yar?madas?nda, bedevi olarak adland?r?lan kavimlerde ,özellikle kad?nlarda benzer nedenlerle dövme s?kça kullan?lan bir vücut süsleme arac?yd?.Günümüzde ise bu bölgelerde halen uygulanmaktad?r.Dolay?s?yla ?slamiyet'te ve Kuran'da dövmeyi yasaklayan,k?s?tlayan yaz?l? hiçbir ifade bulunmamaktad?r.
Daha sonra Anadolu topraklar? üzerinde yerle?ik düzene giren Türkler yaz?l? tarihiyle, bu co?rafya ve Arap yar?m adas?nda, kutsal mekanlar?n tam 600 Y.Y. bekçilik ve koruyuculu?unu, kan? can? pahas?na yapm?? olmas?na kar??n, Atalar?m?z dövmeyi, ?slamiyeti en do?ru ve yo?un ya?ad?klar? bu uzun zaman diliminde bile yasaklamam??t?r.
Bu uygulamay? özellikle ilk ba?ta beyliklerde, beylerde ?ehsadelerde ve hatta padi?ahlar?m?zda bile görmek mümkündür.Özellikle Leventlerimiz ve di?er askerlerimizde, sava?a girdiklerinde k?smen bedende giysilerin kalmamas? sebebiyle ölü ve a??r yaral?lar?n kimliklerini,rütbelerini tespit etmede dövme kullan?lm?? olup, bunlar?n ceylan derisine i?lenmi? tasvir ve çizimleri müzelerimizde sergilenmektedir.
Çok titiz bir ara?t?rma sonucu senaryola?t?r?lm??, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filminde oldu?u gibi, en üst kesimden en basit halk düzeyine kadar dövmenin atalar?m?z?n ya?am?nda kullan?ld???n?, ?lk beyli?in kuruldu?u ve daha sonra ba?kent ilan edilen Bursa da nas?l uyguland??? çok güzel bir dille gösterilmi?tir.
Anadolu da o günden bugüne ,halen kad?nlar?m?z dövmeyi severek bedenlerine uygulam??,henüz H?ristiyan inanç biçimi do?madan önce Anadolu da haç simgesi ,özellikle dövmelerde do?urganl???n ve bereketin simgesi olarak s?kça yap?lm?? ve halen bunlar?n örnekleri canl? olarak bulunmaktad?r.
Üstelik geçmi?te oldu?u gibi, bu insanlar?m?z inanç ve ibadetlerini bugünde do?ru bir ?ekilde yerine getirmeye çal??maktad?rlar.Özellikle ayak ve bacaklar?nda, ellerinde, boyun ve gö?üslerinde hatta yüzlerinde olan bu dövmeler nedeniyle kimse ay?plamay?p ve günah i?lediklerini dü?ünmemektedir.
Mükemmel bir inanç sistemi olan dinimizde, yaz?l? bir belge olmaks?z?n, tarihler boyu birilerinin ç?karlar? için geli?tirilen, tarikat ve hurafe sistemati?i, günlük ya?am? etkileyip, inanç içinde daha önemli günah kriterlerini görmemezlikten gelen belli bir kesim, dövmeye günah tan?mlamas? getirmeye çal??m??t?r.Bu yorumu yapanlar?n, Türk kültürel ya?am?n? hiç tan?mad?klar?, tarihsel belge ve yaz?lar? okumad?klar? yada gerçeklerin i?lerine gelmedikleri, aç?kça belli olmaktad?r.
Günümüzde atalar?m?zdan bize miras olan bu sanat? yapmaya ve ta??maya çal??an sanatç?lar, bu sanat?n ülkemizde akademik e?itimi olmamas?na ra?men, dövmenin ülkemizde geç kalm?? sayg?nl???n?n yeniden kazan?lmas? için,mesleklerini ahlak kurallar? çerçevesinde sürdürmeye devam etmektedirler.
Yasal çal??an ve bir çat? alt?nda örgütlenmeye gayret eden sanatç?lar, uygulamalar? s?ras?nda toplumun dövme üzerindeki kayg?lar?na titizlikle sayg? göstererek; ahlak d??? porno?rafik ve yasaklanm?? politik ifadeler ve suç unsuru ta??yan simgeleri 18 ya??ndan küçük ve büyük kesime, bu uygulamalar? yapmayarak ilkelerini ortaya koymu?tur.
?yi ve güzel olan uygulamalar?n yan? s?ra, kötü örneklerde maalesef bu sanat ad?na da vard?r.Bunlar?n bir k?sm? denetim d??? stüdyolarda olabilece?i gibi,gençlerin özellikle cezaevi ortam?nda ve evlerinde sa?l?ks?z ekipmanla bir birlerine kötü dövme uygulamas? yapt?klar?n? biliyoruz.Bu olumsuz örnekler, s?kça dövmenin ele?tirilmesinde, bas?n taraf?ndan malzeme olarak da kullan?lmaktad?r.
Dünya ile s?k? bir entegrasyon içine girmi? ülkemizde,müzik ve moda kanallar?,ayr?ca internet kullan?m?, bu sanat? bütün ayr?nt?lar?yla geni? kitlelere göstermektedir.Tarihi içgüdüsel dövme yapt?rma iste?i, görsel araçlarla ülke gençli?ine aktar?l?rken, ciddi bir talebide kendili?inden olu?turmaktad?r.Ba?ta yöneticiler bu konuya, kanunlarla ciddi bir yakla??m gösteremezse,denetim mekanizmas? kuramazsa,i?ini do?ru yapan studiolar? geli?tiremezse ,ülke gençli?i bu sefer kendi do?rular?n?, olumsuz çözüm yöntemleriyle gidermekteler.Bilindi?i gibi bu olumsuzluklar? daha sonra silmek ve de?i?tirmek mümkün de?ildir ayn? zamanda çok zahmetli ve pahal?d?r.
Dövme sildirme iste?i, hemen hemen dövme yapt?rma arzusuyla ayn? paralellikte seyretmektedir.Günümüzde belirtmi? oldu?umuz hatalardan ve henüz olu?mam?? dövme kültürü nedeniyle,insan?n kendisini alg?lamadan yapt?rd??? dövmelerden kurtulma istemide çok fazlad?r.Efsane de?erindeki dövme silme reçeteleri ve yöntemleri, bugünde elden ele dola?maktad?r.Ancak bu yöntemlerin tamam?, sorunu bilimsel çözmekten uzakt?r.Üstelik daha tehlikeli cilt lezyonlar?n?n olu?mas?na neden olmaktad?r.
Dünyada,deriden dövme boyas?n?n en do?ru silinme yöntemi lazer uygulamas?d?r.Ancak ülkemizde bu konuda cilt bak?m merkezleri, esas görevi deride k?l köklerini kurutmaya yönelik, epilasyon amaçl? cihazlar? bu alanda kullanarak, insan cildinde kal?c? yan?k izlerinin olu?mas?na neden olmaktalar.Ayr?ca insanlar?n önce umutlar?n? ard?ndan da paralar?n? sömürmekteler.Yurt d???nda bu i?lem lazer cihazlar?yla sorunsuz yap?lmaktad?r.Aradaki fark, lazerin boyadaki pigmentasyon parametrelerini renk ve pigmentasyona göre ayarlay?p,uygulamadan net bir sonuç al?nmas?n? sa?lamaktad?r.Bu i?lem genelde bir seansta bitmektedir.Ülkemizdeki benzer yerlerin, s?rf ta??y?c?dan biraz daha fazla ücret alma ad?na, uygulama sanatç?s?n?n derin çal??t???na kadar, bir dizi yalan söyleyerek dövme sektörünede zarar verdiklerine ?ahit oluyoruz. Yurtd???nda kullan?lan bu sa?l?kl? cihazlar?n, ülkemizde de en k?sa zamanda olaca??n? bilerek.Dövmelerini sildirmek isteyenlerin iyi ara?t?rma yapmalar?n? ve sonradan pi?man olacaklar? dövmeleri yapt?rmamalar?n? tavsiye ederim.
Dövme yapt?rmak isteyenlerin özellikle yasal çal??an, dernek üyesi ve bu kriterleri ta??yan stüdyo ve sanatç?lar? ara?t?rarak tercih etmeleri gerekmektedir.?yiyi ve kötüyü sat?n almak bireyin elindedir ve insan bedenine bilinci yerindeyken zorla günümüzde kimsenin istemedi?i bir uygulama yapt?rmas? mümkün de?ildir.Bu olursa zaten ciddi bir suçtur.
Uyu?turucu ve keyif verici maddelerin, s?n?r tan?madan kullan?ld??? ülkemizde, bu suç unsuru ve ahlak d??? al??kanl?klar?n kayna?? olarak, sanatç? ,studyo ve dövmeyi ta??yan bireyin suçlanmas? ve hedef gösterilmesi amac?n? a?an ifadeler ve yak??t?rmalard?r.
Dövme, ilkel kabilelerden Avrupa ve Amerika daki sömürge ülkelere, sanayi devriminden önce gemiciler taraf?ndan yay?l?rken, makine tekni?i kullan?lm?yordu. Bambu ve metal çubuklarla yap?lan uygulama yöntemlerinin, vücuda verdi?i ac? neticesinde, buna katlanmak için, a??zdan al?nan ve uyu?turucu niteli?i ta??yan bitki kökenli maddeler, geni? olarak kullan?lm??t?r.Bu o günün ko?ullar?nda uygulamada do?al bir yöntemdi.
Sanayi devrimiyle ve elektiri?in bulunmas?yla, üretilen dövme makinalar?, lokal yüzey uyu?turucu slüsyonlar, bu ac?lar? yok denecek kadar azaltm??t?r.Dolay?s?yla bu al??kanl?klarda kendili?inden ortadan kalkm??t?r.
Günümüzde belli kesimlerin Cezaevi kültürü ve serserili?in simgesi olarak göstermeye çal??t??? bu durum, dövme sanat?n?n bize b?rakt??? sayg?n, tarihsel miras?na yak??mamaktad?r.
Dövme tarihinin binlerce y?ll?k zengin miras?n? ta??mak için, bu kültürel uygulama iyi incelenmelidir. Bir zamanlar ?lk örneklerini Atalar?m?z?n bedenlerinde gördükleri sanat?, çok iyi geli?tirerek her türlü ekipman? üreterek, bize pazarlayan Avrupa ülkelerindeki, konuyla ilgili Sanatç?lar, federasyonlar ve üretici firmalar?n yol ald?klar? mesafe yan?nda, toplamda stüdio baz?nda uygulama sürecini 15 y?la zorla s??d?ran Ülkemizde, sanatç?lar?m?za çok önemli görevler dü?mektedir.Her sanatç? bu aç??? kapatmak için çok çal??mal?d?r do?ru,dürüst uygulama ve çal??malar yapmal?d?r. Bu mesle?in kültürünü hazmetmelidir ve mesle?ini sevip bunu ya?am biçimine dönü?türmelidir.
Tarihsel kökleri güçlü olmayan hiçbir inanç,gelenek ve göreneklerin,e?ya,mal,araç ve gereçlerin günümüz evrensel sosyal ya?am?nda, popüler olarak geni? kitleler taraf?ndan tercih edilmesi ve kullan?lmas? mümkün de?ildir.Dövme ninde ça?lar boyunca insan topluluklar? taraf?ndan hayat?n her alan?nda bir ?ekilde kullan?lmas?n?n sebebi bu güçlü köklere sahip olmas?d?r.
Günümüzde bu kadar uzun bir süreçten gelen ve kullan?m? kabul gören uygulamalar ve e?yalar?n say?s? son derece s?n?rl?d?r.
Dövme sanat? uygulay?c?s?yla birlikte, özellikle bat?l? ülkelerde bu nedenle sayg?n sanat dallar?yla birlikte an?l?p, ABD ba?ta olmak üzere Ensititü baz?nda faaliyet gösteren yüksek okullara sahiptir.Yine Avrupa da baz? dövme sanatç?lar? faaliyet gösterdi?i ülkenin sanat müzelerinde büstleri konularak takdir edilmi?lerdir.
Yine bu ülkelerde hiç kimse, ne ta??d??? dövmeler ve nede bu sanat? yapan sanatç?lar, yapt?klar? i?lerinden dolay? utanç duyup, küçümsenip a?a??lanmam??lard?r.Uygulay?c? ve ta??y?c? bu sanat?n bütün ruhsal ve bedensel hazz?n? keyifle ya?amaktad?rlar.
Dövme sanat?n?n dünyada geldi?i son nokta ise ,devasa bir endüstriyel ve fabrikasyon üretim zincirinin kurulmu? olmas?d?r.Binlerce insan bu sektörün yaratt???, üretim alanlar?nda i? olanaklar? bulmu?tur.Uygulama malzemelerin kalitesi art?r?larak ucuzlamas? sa?lanm?? ve her bireyin kullanabilece?i bir sanat uygulamas?na dönü?mü?tür.
Dövmenin ba? döndüren bu geli?imi görsel ve yaz?l? medyan?nda ilgisiyle bu alanlarda ritüel yay?n organlar?n?n olu?mas?na neden olmu?tur.Bu durum moday? da etkileyerek göbek, s?rt ,kol ve bacaklar?n öne ç?kt??? yeni moda stillerini de olu?turmu?tur.Bu durum ,vücut süsleme sanat?nda en ba??ndan bu yana dövmeyle birlikte kullan?lan tak? sanat?n? da ayn? paralellikte geli?tirmi?tir. Günümüzde bilim, yaz?l? ve görsel kaynaklar, yukar?da ifade etmeye çal??t???m bütün konular?, verilerle birlikte bilimsel olarak kan?tlam??,bilgiye kolay ula?ma araçlar?yla bunu geni? kitlelere aktarm??t?r.

Son Güncelleme ( Salı, 13 Kasım 2007 )
 
powered_by.png, 1 kB